Avrupa’da Türk Olmak Kolay, Türk Kalmak Zor

Avrupa’da Türk olmak artık zor değil.
Kimliğini açıkça söyleyebiliyor, işini kurabiliyor, eğitimini alabiliyor, hakkını arayabiliyorsun.
Zor olan ise bütün bunları yaparken Türk kalabilmek.

Çünkü asimilasyon artık bağırarak gelmiyor.
Sessiz geliyor.
Evlerin içine, çocukların diline, alışkanlıkların arasına sızıyor.
Biz fark ettiğimizi sandığımızda, çoğu şey çoktan “normal” hâle gelmiş oluyor.

Bugün çocuklarımız Avrupa ülkelerinin vatandaşı olabilir.
Ama köksüz olmak zorunda değiller.
Mesele pasaport meselesi değil; mesele, hangi değerlerle büyüdükleri.

Türkçe konuşamayan ama her şeyi anlayan,
Türkiye’yi seven ama tanımayan bir kuşak sessizce büyüyor.
Bu bir suçlama değil.
Bu, yıllardır ertelenmiş bir yüzleşmedir.

Ve şunu kabullenmeden yol alamayız:
Avrupa’da Türk kalmak kendiliğinden olmaz.
Emek ister, bilinç ister, irade ister.

Artık bunu açıkça söylemenin zamanı gelmiştir:
Avrupa’da Türk kalamayanlar, bir gün ne olduklarını da anlatmakta zorlanırlar.

İşte tam da bu nedenle, Avrupa’daki Türkiye kökenli sivil toplum kuruluşları hayati bir rol üstlenmektedir.
Bu yapılar sadece birer dernek değil; dilimizin, kültürümüzün ve ortak hafızamızın taşıyıcılarıdır.
Vatandaşlarımızın bu kurumlara destek olması, faaliyetlerine katılması ve özellikle çocuklarını bu ortamlara dâhil etmesi bir tercih değil, geleceğimize karşı bir sorumluluktur.

Çünkü kimliğini bilen çocuk, özgüvenli birey olur.
Köklerini tanıyan nesiller ise yarına daha sağlam adımlarla yürür.

Çünkü biz Avrupa’da misafir değiliz; köklerini unutmadan geleceğini inşa eden bir milletin evlatlarıyız.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu