Güney Marmara’dan Sert Uyarı: Dirençlilik Yerine Kırılganlık Yaratan Düzenden Kurtulmalıyız

Afet Yönetiminde Dayanıklılık
Depremler, heyelan, seller ve diğer doğal olaylar, doğanın bir parçası olarak ortaya çıkar. Ancak bir toplumu afetlere karşı savunmasız kılan, bu olayları kötüye çeviren toplumsal ve yönetsel kırılganlıklardır. Türkiye’de sık yaşanan büyük afette tekrarlanan hatalar, imar, afet ve yapı denetim mevzuatlarının uygulanabilirliğinin yetersizliğidir. Bu durum, kırılganlığı artırmakta ve yaşam güvenliğini riske atmaktadır.

Afet risklerini azaltmak için jeolojik kırılganlıkların bilimsel yöntemlerle incelenmesi, tehlike ve risk haritalarının mekânsal planlamaya entegre edilmesi gerekir. Yerel yönetimlerin afet yönetiminde daha etkin rol alması ve karar süreçlerinin meslek odaları ile yurttaşların katılımına açık olması, sürdürülebilir bir yaklaşımın ayrılmaz parçalarıdır.
Zemin ve yapı üretim süreçlerinde jeoloji mühendisliğinin dikkate alınması, maliyet olarak görülmemeli; yaşam güvenliği açısından temel bir gereklilik olarak benimsenmelidir. İmar affı benzeri uygulamalara son vermek, afet suçları için özel yasalar çıkarmak ve afet mahkemeleri kurmak, sorumlulukların netleşmesini sağlar.
Afet yönetimi, sosyal yardımdan öte ülkenin geleceğine yatırım olarak ele alınmalı; Afet Fonu’nun kurulması ve risk azaltma odaklı bir ekonomi anlayışının benimsenmesi hedeflenmelidir. Ayrıca, Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı kurulması yönündeki çağrı, koordineli ve öngörülebilir bir afet politikasını güçlendirecektir.
Açıklamalar, bilime dayalı, katılımcı ve kamusal bir afet yönetimi yaklaşımının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır. Bu çerçevede, afetlere karşı hazırlıklı olmak ve dirençli bir yapısal dönüşüm için toplumsal işbirliği ve sürdürülebilir politikalar ön planda tutulmalıdır.




