Kestel Kasabadan Merkez İlçeye

Yerel yönetimlerde bir veya iki yılın dolmaya başlaması, belediyeler açısından bir durum değerlendirmesi dönemini getiriyor.

Ne yaptık?
Ne yapamadık?
Önümüzdeki süreçte neyi, nasıl yapacağız?

İşte bu soruların peşinden, Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol’un davetiyle gerçekleşen programa katıldık.

Kendisini AK Parti Bursa il yönetiminde olduğu dönemlerden beri tanırım. Ama şunu söylemek gerekirse; makam odasına kapananlardan değil. İletişime açık, sahayı dinlemeyi bilen bir yapısı var.

Son yerel seçimlerde Kestel’de ilk kez aday olduğunda seçim kampanyasını yakından izleme fırsatım oldu.

Şunu çok açık gördüm: Ferhat Erol, klasik anlamda “afiş asıp geçeyim” çizgisinde yürüyen bir aday değildi.
Kapı kapı dolaştı. Sıkmadık el bırakmadı.

Gündüz Kestel merkez…
Akşam olunca köyler…

Köy odaları, köy kahveleri…
Nerede vatandaş varsa oradaydı.

Dinlerdi.
Not alırdı.
Anlatırdı.

Ama hamasi cümlelerle değil…
yapılabilir, gerçekçi, ayakları yere basan vaatlerle.

Yapabileceklerini söyleyen, söylediğini de sahiplenen bir karakter.

Bu arada seçim yarışı “rahat” da değildi.

Önceki dönem belediye başkanı Önder Tanır, AK Parti’den seçilmiş bir isimdi.
Aday gösterilmeyince istifa etti ve bu kez Yeniden Refah Partisi’nden Ferhat Erol’un karşısına çıktı.

Bölgede bilinen bir isimdi Tanır…
Dolayısıyla Kestel’de yarış kolay olmadı.

Kulislerde günlerce “Ferhat Erol kazanamaz” söylentisi dolaştı.
Öyle baskındı ki, bazen insanın zihnine bile şüphe düşürüyor.

Ama Başkan Erol kulaktan dolma söylentilere aldırmadı.
Aynı tempoyla, aynı inançla devam etti.

Ve seçimi kazandı.

Asıl hikaye, seçimden sonra başladı.

Bazıları seçilir… sonra sahadan kopar.

Ama…

Ferhat Erol o isimlerden olmadı.

Verdiği sözleri hayata geçirmek için vakit kaybetmeden işe koyuldu.
Hala sanki seçim kampanya sürüyormuş gibi, Kestel’in her bölgesini dolaşmayı sürdürdü.
Sorunların peşine düştü.
Vatandaşla bağını koparmadı.

Üstelik bir avantajı daha var:
Kestel’de ikamet ediyor ve orada yaşıyor olması.
Bu da ona Kestel’in kronik meselelerini “dışarıdan bakan” biri gibi değil, içerden bilen biri gibi okuma imkanı veriyor.

****

Gelelim toplantıya…

Başkan Erol: Bursa basınının karşısına çıktı ve iki yıllık çalışmaları sunum eşliğinde anlattı.
Beni asıl etkileyen detay şuydu:

Elinde bir metin yoktu.
Kağıt yok… prompter yok… ezber cümle yok…

Çünkü yaptığı işe hakimdi.

Metinsiz… tane tane… anlaşılır… samimi bir dille…
Yaptıklarını da, yapacaklarını da tek tek aktardı.

Biz de dinledik.
Notlarımızı aldık.

Öne çıkan başlıklara baktığınızda “dokunulması gereken” alanların çoğunda somut adımlar görüyorsunuz:

Gençlere ve üniversite öğrencilerine ulaşım desteği

Sınavlara giren öğrencilere test kitabı desteği

Mahalle mahalle kapalı pazar alanları

Sağlık merkezleri, kütüphaneler, spor salonları

Bazı kalemlerde %50’nin üzerinde artış vurgusu (kendi verileriyle)

Yani mesele “anlatı” değil sadece…
dokunan işler var.

Yol… plan… tapu… parsel…

Doğrumu, evet.
Ama hayatın tam ortası.

Çünkü bir yerde mülkiyet net değilse…
plan işlemiyorsa…
herkesin yarını biraz puslu oluyor.

Başkan Ferhat Erol’un anlattıklarında en baskın damar da buydu:
“Planlı büyüme” ve mülkiyetin netleşmesi.

Saitabat, Barakfakih, Gölcük, Orhaniye’de onaylanan revizyon imar planları…
Kırsal mahallelerde plan notu değişiklikleri…

Bunlar “gösterişli” işler değildir belki.
Ama şehir dediğiniz şey, çoğu zaman bu görünmeyen iskeletin üstüne kurulur.

Kırsalda hakların güçlendirilmesi vurgusu da dikkat çekiciydi:
meskun konut alanlarında toplam inşaat alanının %30 artırılması meselesi, tam da bu yüzden önemli.

Bir başka kritik başlık: tapu ve parselasyon.

İnsanlar için en somut güven duygusu, elindeki yerin sınırını bilmek.
Sunumda anlatılan tapu teslimleri ve parselasyon çalışmaları, bazı mahallelerde o “belirsizlik” dediğimiz gri alanı azaltma niyeti taşıyor.

Manşet olmaz belki…
Ama vatandaşın gündelik hayatında karşılığı büyüktür.

Konut ve dönüşüm ise her zaman çift yönlü bir alan:
Hem umut… hem soru işareti…

Seymen’de planlanan TOKİ projesi
Vani Mehmet Mahallesi’ndeki dönüşüm süreci
Yeni Mahalle’deki rezerv konut alanı

Bu tür işler sayıdan çok nasıl yönetildiğiyle konuşulur:
şeffaflık, hak sahipliği, mahalle dokusu, zamanlama…

İnsanların hassasiyeti genellikle tam burada başlar.

Toplantının hoşuma giden tarafı, işin sadece altyapıda kalmamasıydı.

Sosyal destekler, eğitim yardımları, spor yatırımları, kültür etkinlikleri…
Ücretsiz ekmekten sıcak yemeğe, öğrenci desteklerinden spor eğitimlerine kadar uzanan bir çizgi var.

Çünkü insanın derdi sadece yol değil…
Bazen çocuğunun defteri…
Bazen yaşlı yakınının sağlık hizmetine erişimi…
Bazen de nefes alacağı sosyal alan…

****

Bir de artık lüks değil, zorunluluk olan bir başlık:

Afet hazırlığı.

Taşkın önleme çalışmaları…
Yangın tankerleri…
İletişim ağı…
Mahalle afet timleri…

Bunlar “olmasa da olur” işleri değil.
Bir gün gelir… “iyi ki yapılmış” dersiniz.

Özetle Kestel’de anlatılan tablo, tek bir cümlenin etrafında şekilleniyor:

Düzen kurmak.
Hakları netleştirmek.
Konut ihtiyacına çözüm aramak.
Sosyal dengeyi korumak.
Afete hazırlıklı olmak.

Hepsi bir arada söylenince iddialı duruyor, doğru.

Ama köşe yazısının işi de biraz burada başlıyor:

Sözün kıymeti, sahadaki karşılığıyla ölçülür.
Şehirler sunumla değil… tempo ve uygulamayla değişir.

Kestel’in önündeki hikaye de tam olarak bu:
Anlatılan vizyon, mahalle aralarında gerçekten hissedildiğinde anlam kazanacak.

Ve iki yılın fotoğrafına bakınca şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Kestel, Bursa şehir merkezinden uzaklığı nedeniyle yıllardır çoğu zaman “ilçe” gibi değil, adeta “kasaba” gibi görülürdü.
Ama bu iki yılda… Başkan Ferhat Erol, Kestel’i o görüntüden ciddi ölçüde çıkarmış.

İlçeyi neredeyse “merkez ilçe” havasına büründürmüş.

Bu da Kestel adına küçümsenecek bir başarı değil.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu