Boru Hattı Köyün İçinden Geçiyor, Avdancık Hala Üşüyor!

Büyükşehir Yasası çıktı…

Bir gecede nice köy, “mahalle” oluverdi.

Kağıt üstünde mahalle oldular ama hafızalarda, gelenekte, kültürde, toprakla kurdukları bağda yine köy olarak kaldılar.

Bana sorarsanız, bu değişiklik baştan sona tartışılır.

Köy köy olarak kalmalıydı, mahalle mahalle olarak.

Çünkü köyün ruhu başka, mahallenin yapısı başka.

Ama bugün meselemiz bu yasa değil.

Onu bir başka yazıda uzun uzun konuşuruz.

Bugün size bir köyü anlatacağım.

Daha doğrusu…

Bir köyün hikayesiyle birlikte, o köyün derdini omuzlayan bir muhtarı anlatacağım.

Konu: Bursa’nın Osmangazi ilçesine bağlı Avdancık.

Yani bugünün resmî ifadesiyle Avdancık Mahallesi.

Ama kusura bakmasınlar, ben ona yine köy diyeceğim.

Çünkü Avdancık, tabelada mahalle olabilir ama karakter olarak düpedüz köydür.

Hem de öyle alelade bir köy değil…

Demirtaş sırtlarında, barajın bulunduğu bölgenin üst yamaçlarında, dört bir yanı dağlarla çevrili, tarihi Osmanlı’ya kadar uzanan eski mi eski bir yerleşim.

Bereketli toprakları var.

Yılın her mevsiminde başka bir meyve yetişiyor.

Toprağı cömert, insanı çalışkan.

Bir de siyah inciri var ki…

Sadece tadıyla değil, kalitesiyle de sınırları aşmış durumda.

Öyle ki Avdancık’ın inciri, köy kahvesinden çıkıp dünyanın öbür ucuna kadar gidiyor.

Köy yerinde global başarı diyelim.

İncir gitmiş dünyayı dolaşmış…

Ama doğal gaz, köyün içine girmeye hala ikna edilememiş.

İşte Türkiye özeti bazen tam da budur.

Avdancık kendi halinde bir yer.

Çoğu insan bağıyla, bahçesiyle uğraşıyor.

Toprakla yaşayan, emeğiyle ayakta duran insanların köyü.

Her köyde olur ya…

Meydanında bir kahve.

İşte burada da var.

Yazın asırlık çınarların gölgesinde, koyu bir sohbetin ortasında, ince belli bardakta demlenmiş çayı yudumlamak…

Hakikaten büyük lüks.

Öyle AVM konforu falan değil.

Daha kıymetlisi.

Daha sahicisi.

Kışının da ayrı güzelliği var elbette.

Ama güzel köylerin değişmeyen kaderi şu:

Manzara güzel, hayat zor.

Çünkü Avdancık’ın ciddi sorunları var.

Ve o sorunların en önemlisi açık ara ısınma problemi.

Bakın, altını kalınca çizelim:

Avdancık Köyü’nün tam ortasından doğal gaz boru hattı geçiyor.

Evet, yanlış okumadınız.

Boru hattı köyün içinden geçiyor ama köy halkı bu gazdan faydalanamıyor.

İnsan ister istemez soruyor:

Bu nasıl iş?

Boru var, gaz var, hat var…

Ama köyde kullanım yok.

Yani nimet yanı başında duruyor, vatandaş uzaktan bakıyor.

Adeta vitrindeki tatlıya bakan çocuk gibi.

Köylü yıllardır bu meseleyle uğraşıyor.

Gitmedik kapı bırakmamışlar.

Dilekçeler, görüşmeler, talepler…

Ama hala sonuç yok.

Şimdi gelelim işin bir başka tarafına…

Muhtar meselesine.

Bizim sinemamızda muhtar tipi bellidir.

Kahvede oturur.

Elinde tavla pulu.

Arada bir mühür basar.

Günü tamamlar.

Ama Avdancık’ın muhtarı öyle biri değil.

Ahmet Toparlak’tan söz ediyorum.

Ve açık söyleyeyim:

Muhtar değil, sanki küçük çaplı kriz yönetim merkezi.

Bir yağmur yağsa…

Ortalık çamur olsa…

Evlerin yolunu su kesse…

Tarlalara giden yollar bozulsa…

Siz sağa bakın, muhtar.

Sola bakın, yine muhtar.

Bir yerde sorun varsa, Ahmet Toparlak orada.

Önden gidiyor.

Takip ediyor.

Zorluyor.

Uğraşıyor.

Yoruluyor ama bırakmıyor.

Bugün Türkiye’nin birçok yerinde insanların şikayeti şu:

“Yetkiliyi bulamıyoruz.”

Avdancık’ta öyle bir şikayet yok.

Çünkü yetkiliye gerek kalmadan muhtar sahaya inmiş oluyor.

Bazen takılıyorum kendisine…

“Sen diyorum, önümüzdeki yerel seçimde ilçe belediye başkanlığına aday ol.”

Gülüyor.

“Yok abi” diyor.

“Benim yerim burası. Ata toprağım burası. Komşularım burada. Ben burada hizmet edeyim. Ömrüm yettiği kadar köyüme eser bırakayım.”

Bu lafın kendisi bile başlı başına önemli.

Çünkü artık makamı büyütmek isteyen çok…

Ama hizmet alanını derinleştirmek isteyen az.

Muhtar Ahmet Toparlak belli ki ikinci gruptan.

Yani koltuğa değil, köyüne yatırım yapanlardan.

Ve şimdi yeniden dönelim meselenin can alıcı noktasına:

Avdancık’ın acil doğal gaz ihtiyacı var.

Bu bir konfor talebi değil.

Bu, doğrudan doğruya temel bir yaşam ihtiyacı.

Köyün ortasından geçen doğal gaz hattına rağmen insanların hala bu imkandan yararlanamaması kabul edilebilir değil.

Hele hele Bursa gibi büyük bir şehirde…

Hele hele hattın tam yanı başında…

Bu tablo izah isteyen bir tablo.

Muhtar Ahmet yıllardır bu işin peşinde.

Büyükşehir Belediyesi’ne gitmiş.

Osmangazi Belediyesi’ne gitmiş.

Bursagaz’la defalarca görüşmüş.

Kapı kapı dolaşmış.

Israr etmiş.

Takip etmiş.

Yani klasik “Başvurduk, bekliyoruz” kolaycılığı yok.

Tam tersine, “Ben köyüm için ne yapabilirim?” inadının peşinde gitmiş.

Hatta iş çözülmezse Ankara’ya kadar gideceğini de söylüyor.

Doğrusu şu:

Bence Ankara’ya gitmesine gerek kalmadan bu iş çözülmeli.

Çünkü bazen mesele imkansızlık değil…

Meseleyi sahiplenme eksikliğidir.

İşin en ironik tarafı da şu:

Doğal gaz hattı köyün içinden geçiyor ama köy doğal gaza hasret.

Hakikaten memleketin bazı meselelerini bir cümleyle özetlemek gerekse, bundan daha iyisi zor bulunur.

Biz uzaya gitmeyi konuşuyoruz…

Ama vatandaş yanı başındaki hattan evini ısıtamıyor.

Şimdi buradan açık bir çağrı yapalım.

Bursa’daki yetkililere çağrımızdır:

Avdancık Köyü’nün ortasından geçen doğal gaz hattından köy halkı yararlanmalıdır.

Bu sorun daha fazla ötelenmemelidir.

Bu mesele bürokratik bir dosya gibi rafta bekletilmemelidir.

Bir an önce çözüm üretilmelidir.

Çünkü burada anlatılan şey sadece bir köyün doğal gaz meselesi değildir.

Burada anlatılan şey, üreten insanların yaşam şartlarıdır.

Burada anlatılan şey, köyde kalmaya çalışan insanların biraz olsun nefes alabilmesidir.

Burada anlatılan şey, “hizmet” kelimesinin nutukta değil, sahada karşılık bulmasıdır.

Biz de buradan üzerimize düşeni yapalım.

Sözümüzü söyleyelim.

Çağrımızı yapalım.

Notumuzu düşelim:

Avdancık üşümesin.

Boru hattı seyirlik değil, hizmet için vardır.

Ve Ahmet Toparlak gibi köyü için koşturan muhtarlar yalnız bırakılmasın.

Çünkü bazen bir köyün kaderi…

Bir hattın bağlanmasına,

Bir imzanın atılmasına,

Bir dosyanın raftan indirilmesine bakar.

Türkiye’de bazı işler çok zor değildir.

Sadece biraz vicdan, biraz irade, biraz da ciddiyet ister.

Avdancık için istenen de tam olarak budur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu