Bursa’da Siyaset Sertleşti, Kararı Meclis Verdi

Bursa’da siyaset yine hareketli…
Ama bu kez yaşananlar sadece bir görev değişimi değil, şehrin siyasi dengelerinde yeni bir sayfa anlamına geliyor.
Son haftalarda yaşanan gelişmeler, zaten gergin olan atmosferi iyice yükseltti.
Mitingler yapıldı, çağrılar yapıldı, beklentiler oluşturuldu…
Fakat görünen o ki, siyaset sahnesinde sonuçları belirleyen şey sokak değil, matematik oldu.
Biraz geriye gidelim…
Mustafa Bozbey hakkında ortaya atılan “yolsuzluk” iddiaları sonrası gelen tutuklama kararı, süreci hızla değiştirdi.
Ardından İçişleri Bakanlığı’nın devreye girmesiyle görevden uzaklaştırma geldi.
Bu noktadan sonra artık mesele tamamen hukuki çerçeveye taşındı.
Ve kanun çok netti:
Başkanlık makamı boşaldığında, belediye meclisi toplanarak yeni başkanvekilini kendi içinden belirler.
Nitekim öyle de oldu.
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi toplandı.
Sandık kuruldu.
Ve sonuç, sürpriz olmayan bir şekilde şekillendi:
Cumhur İttifakı’nın adayı Şahin Biba, oy çokluğuyla başkanvekili seçildi.
Burada belirleyici olan tek şey vardı:
Meclis aritmetiği.
Cumhur İttifakı’nın 60, muhalefetin ise 45 üyesi bulunuyor.
Bu tablo karşısında farklı bir sonuç beklemek, açıkçası siyasetin doğasına pek uymuyor.
Ama bu noktaya gelinirken perde arkasında da dikkat çeken bir süreç yaşandı…
Bozbey sonrası başlayan süreçte, başkanvekilliği için AK Parti kulisleri oldukça hareketliydi.
Birçok isim konuşuldu…
Üstelik bunlar sıradan isimler değil, hem tanınan hem de Büyükşehir Meclisi’nde ağırlığı olan kişilerdi.
Ancak bu kez durum geçmişten farklı ilerledi.
Biraz daha geriye, 2024 yerel seçimlerine dönmek gerekiyor…
O seçimlerde AK Parti Bursa’da ciddi bir kayıp yaşadı.
Büyükşehir Belediyesi ile birlikte bazı ilçeler de el değiştirdi.
Bu sonuçların faturası ise büyük ölçüde İl Başkanı Davut Gürkan’a kesildi.
Oysa kulis bilgilerine göre tablo biraz daha farklıydı.
Gürkan, seçim sürecinde sahayı iyi okuyan bir isim olarak,
ilçe adayları için kapsamlı ve saha temelli bir liste hazırladı.
Bu listeyi Ankara’ya taşıdı…
Hatta bir değil, birkaç kez.
Ancak süreç beklediği gibi ilerlemedi.

Genel merkez, Gürkan’ın önerdiği listeyi büyük ölçüde devre dışı bırakarak kendi adaylarıyla seçime gitmeyi tercih etti.
Ve sonuç…
Bugün hala tartışılan o tablo ortaya çıktı.
İşte tam da bu yüzden, bugün yaşanan başkanvekilliği süreci ayrı bir anlam taşıyor.
Çünkü bu kez Ankara’nın yaklaşımı farklıydı.
Yine Davut Gürkan’dan bir aday listesi istendi.
Elbette milletvekillerinin ve tecrübeli isimlerin görüşleri de alındı.
Zira Bursa’da geçmişte bakanlık yapmış güçlü siyasi figürler de sürecin içindeydi.
Ama bu defa kritik bir değişiklik vardı:
Gürkan’ın önerileri bu kez daha ciddiye alındı.
Bunun en önemli nedeni ise açık:
2024 seçimlerinde onun önerdiği isimlerin değerlendirilmemiş olmasının yarattığı pişmanlık.
Edinilen bilgilere göre Gürkan, listesinde birden fazla alternatif isim sundu.
Ancak bu isimler arasında özellikle bir isim öne çıktı:
Şahin Biba.
Ve nihai kararı, her zamanki gibi Cumhurbaşkanı verdi.
Sonuçta Gürkan’ın önerdiği isimler arasından Şahin Biba aday olarak belirlendi.
Bu tercih, sadece bir isim kararı değil…
Aynı zamanda geçmişten çıkarılan bir dersin de yansımasıydı.
CHP kanadı ise farklı bir yol izledi…
Meclise katılmama kararı aldı.
Siyasi tavrını meclis salonunda değil, sokakta göstermeyi tercih etti.
Belediye önünde toplanmalar, sloganlar, zaman zaman tansiyonun yükseldiği anlar…
Polisle yaşanan arbede…
Kapanan yollar…
Bursa, o gün her zamanki dingin görüntüsünden uzaklaşıp daha gergin ve hareketli bir atmosfere büründü.
Ve ne yazık ki, bu süreçte istenmeyen görüntüler de ortaya çıktı.
Gazdan etkilenenler oldu, hastaneye kaldırılanlar oldu…
Böyle bir tablonun ortaya çıkmaması herkes adına daha sağlıklı olurdu.
Çünkü siyaset, itirazın da bir üslubu olduğu bir alan.
Ses yükseltmek başka, gerilimi tırmandırmak başka.
Burada sormadan edemiyor insan:
“Bu süreçte beklenti neydi?”
Çoğunluk dengesi ortadayken, farklı bir sonuç çıkmasını ummak mı?
Yoksa süreci farklı bir mecraya taşımak mı?
Gerçek şu ki;
Siyaset duyguyla değil, dengeyle ilerliyor.
Ve o denge, bu kez Şahin Biba’yı o koltuğa taşıdı.
Ama o koltuk…
Öyle sanıldığı gibi rahat bir yer değil.
Hatta bugün için bakarsak, adeta “yükü ağır bir emanet” gibi.
Çünkü Biba’nın önünde iki önemli sınav var:
Birincisi, güven oluşturmak.
İkincisi ise, şeffaf ve dengeli bir yönetim kurmak.
Bu noktada atacağı her adım, sadece kendi siyasi geleceğini değil,
aynı zamanda Bursa’daki genel siyasi iklimi de etkileyecek.
Özellikle şu aşamada en kritik konu şu:
Toplumu ayrıştırmadan, süreci sakinleştirecek bir dil kurabilmek.
Çünkü şehirler, gerginlikten değil, uzlaşıdan beslenir.
Öte yandan sürecin hukuki boyutu da henüz kapanmış değil.
Mustafa Bozbey ile ilgili yargı süreci devam ediyor.
Eğer süreç farklı bir kararla sonuçlanırsa, bu kez Bursa yeniden sandık görecek.
Ama bu sefer vekil değil, doğrudan belediye başkanı seçimi yapılacak.
Yani hikaye burada bitmiyor…
Aslında yeni başlıyor.
Velhasıl…
Bursa’da koltuk değişti.
Ama tartışmalar bitmedi.
Ve belki de en önemli gerçek şu:
Bu şehirde artık sadece kim kazandı sorusu değil,
nasıl yönetecek sorusu da en az onun kadar önemli.
Şimdi gözler yeni yönetimde…
Bundan sonrası, yapılacak hamlelerin hikayesi olacak.



