Burkay Uyardı: Eylem Yoksa Gelecek Yok

Bursa’yı yıllardır izleyen herkes bilir…

Bu şehir sadece sanayiyle anılmaz.

Bu şehir aynı zamanda vizyonla anılır.

Vizyon, lafta kalırsa bir anlamı olmaz.

Bursa’yı büyüten şey…

Sahaya inen iradedir.

Sonuç üreten adımlardır.

İbrahim Burkay’ın Mudanya Üniversitesi’ndeki buluşması tam olarak bu noktaya basıyor.

Mudanya Üniversitesi…

Bursa’da akademi ile iş dünyasını daha fazla yan yana getirmeyi hedefleyen…

Öğrenciyi sektörle buluşturan etkinlik ve iş birliklerine ağırlık veren…

genç ve dinamik bir yükseköğretim kurumu olarak öne çıkıyor.

Salon dolu.

Gençler pür dikkat.

Çünkü konu klasik bir “kariyer sohbeti” değil.

Konu, doğrudan doğruya şuna geliyor:

Yeni dünya geliyor…

Siz neredesiniz?

Burkay’ın cümleleri bir yerde çarpıyor insana:

“50 yıl sonra bugünler ekonomi kitaplarında örnek gösterilecek.”

Bu iddialı bir cümle.

Ama boş değil.

Çünkü gerçekten de sadece piyasalar değişmiyor…

Öğretiler değişiyor.
Yönetişim değişiyor.
Şirketin tanımı değişiyor.

Eskiden yönetmek dediğiniz şey, insan yönetmekti.

Şimdi?

Burkay’ın işaret ettiği yer kritik:
“Artık yalnızca insanı değil; süreci, veriyi ve yapay zekayı da yönetiyoruz.”

Bu bir tespit.

Ve aynı zamanda bir uyarı.

Çünkü dönüşüm dönemlerinde iki taraf oluşur:

Yıkılanlar.
Yükselenler.

Ve insanın kendine sorması gereken soru şu:

Ben hangisindeyim?

Konuşmanın en sert yeri ise bence şurası:

“Çağın en büyük hastalığı eylemsizlik.”

Bakın bu cümle çok şey anlatıyor.

Bilgiye erişim hiç bu kadar kolay olmamıştı.

İnternet var.

Eğitim kaynakları var.

Ulaşım var.

Bağlantı var.

Peki sorun ne?

Sorun şu:
Herkes biliyor… ama kimse başlamıyor.

Bir fikri hayata geçirdiğiniz an…

Eleştiri yağıyor.

Sosyal medya bir yandan “yorum” üretiyor…

Ama öte yandan aksiyonun canını okuyor.

Bu yüzden Burkay’ın mesajı net:

“Hayatı şekillendiren şey söylem değil, eylemdir.”

Gençlere söylediği bölüm, yazının omurgası gibi:

“Hayalleriniz kadar varsınız.”

Bu cümle boşta duruyor sanılabilir.

Ama aslında “yeni ekonomi” tarifidir bu.

Dün, milyar dolarlık şirket için binlerce kişi lazımdı.

Bugün?

Bir bilgisayar.

Bir internet.

Bir fikir.

Ve doğru zamanlama.

Burkay’ın dikkat çektiği yer şu:

Tek kişilik unicorn çağının kapısı aralanıyor.

Yani “imkânsız” kelimesi…

Sözlükten yavaş yavaş çıkıyor.

Bir de başarısızlık meselesi var.

Toplum, başarısızlığı “ayıp” sayar.

Oysa iş dünyası bilir:

Başarısızlık bazen ön şarttır.

Burkay’ın altını çizdiği gibi:

“Başarısız olmak başarının bir numaralı gerekliliğidir.”

Daha da önemlisi şu:

Başlamadan hiçbir şey gelişmez.

İlk adım yoksa…

Yol da yok.

Küresel rekabette “Çin” vurgusu ise ayrı bir pencere.

Resmen ilan edilse de edilmese de…

Çin gerçeği ortada.

Burkay diyor ki:

“Çin’i doğru okuyun.”

Çünkü dünya artık “iyi niyet” üzerinden yürümüyor.

Dünya, üretim üzerinden yürüyor.

Üretimin olmadığı yerde…

Sözün de ağırlığı kalmıyor.

Bu nedenle en net cümle şurada:

“Üretim olmadan hiçbir şey olmaz.”

Ve konuşmanın belki de en güncel tespiti:

“‘Al’ dönemi bitti, ‘kullan’ dönemi başladı.”

Bu sadece ekonomik bir cümle değil.

Bu, toplumsal dönüşümün özeti.

Araçta…

Konutta…

Hizmette…

Sahiplik azalıyor.

Erişim artıyor.

Paylaşım ekonomisi büyüyor.

Abonelik modelleri yayılıyor.

Bu gidişatı doğru okuyanlar kazanacak.

Yanlış okuyanlar?

Eski dünyanın “ezberleriyle” yeni dünyada ayakta kalamayacak.

Velhasıl…

Mudanya Üniversitesi’ndeki buluşma bize şunu söylüyor:

Türkiye’nin ve Bursa’nın önünde fırsat var.

Ama fırsat, “izleyene” değil…

oynayana gelir.

Gençler için mesaj çok açık:

Dönüşümün kenarında durmayın.
Merkezine yürüyün.
Eleştiriden korkmayın.
Başarısızlıktan utanmayın.
Aksiyon alın.

Çünkü bu çağın şampiyonları…

En çok konuşanlar değil.

En çok uygulayanlar olacak.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu