Cargill Bursa’da İftarda Su ve Tarımı Konuştu

Ramazan, insana yılın başka hiçbir zamanında yapmadığı şeyi yaptırıyor: Durup etrafına bakmayı. Günlük telaşın içinde hızla geçip giden hayat, iftar vakti yaklaşınca yavaşlıyor. Sofralar kuruluyor, insanlar bir araya geliyor, konuşmalar başka bir tona bürünüyor. Bu ayın en kıymetli tarafı da belki burada saklı: Aynı ekmeği paylaşırken, aynı duyguda buluşabilmek.

Ama dünyanın gerçeği de ortada.

Bir yanda Ramazan’ı bombaların, çatışmaların, korkunun gölgesinde geçiren coğrafyalar var. Öte yanda bizde iftar sofraları kuruluyor, dostluklar tazeleniyor, insanlar aynı masada buluşuyor. Aynı ay yaşanıyor ama aynı huzur yaşanmıyor. İşte tam da bu yüzden, bugünlerde barışın değeri daha fazla hissediliyor.

Geçen hafta bu duygunun izini, Cargill’in Bursa’daki iftar sofrasında gördük.

Artık gelenekselleştiği anlaşılan bu buluşmada dikkat çeken ilk şey, gecenin abartıdan uzak olmasıydı. Ne resmi bir hava vardı ne de protokol ciddiyeti. Uzun uzun kürsü konuşmaları yerine sohbet öne çıkıyordu. İnsanlar birbirine mesafeden değil, doğrudan temas ederek yaklaşıyordu. Bu da geceye ayrı bir samimiyet katıyordu.

Ev sahipliğini Cargill Gıda Çözümleri Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Tarakçıoğlu yaptı.

İftar öncesi yaptığı kısa konuşmada ilk durağı dünya oldu. Bölgemizde ve dünyada yaşanan gerilimlerin herkesi derinden etkilediğini söyledi. Özellikle altını çizdiği nokta şuydu: Barış ve istikrar, çoğu zaman kaybetmeye başlayınca kıymeti anlaşılan değerler.

Kurduğu en net cümlelerden biri de şuydu: “Savaşların kazananı olmuyor.”

Doğru.

Çünkü savaşın faturasını masada karar alanlar değil, çoğu zaman toplumlar, aileler ve masum insanlar ödüyor. Ramazan gibi dayanışma ve sağduyu ayı olan bir dönemde bu mesajın daha da anlamlı olduğu açık.

Gece ilerledikçe konu Bursa’ya, oradan da uzun süredir kamuoyunda tartışılan İznik Gölü meselesine geldi.

Cargill’in adı yıllardır gölle ilgili iddialarla anılıyor. Özellikle su kullanımı üzerinden yürüyen eleştiriler, zaman zaman kamuoyunda sert bir dille tartışılıyor. Hal böyle olunca, şirketin bu konuda ne söyleyeceği merak konusu oluyor.

Tarakçıoğlu burada savunmacı ama kapalı bir dil kullanmadı. Aksine meseleyi doğrudan konuşmayı tercih etti. Şunu vurguladı: Su konusu, kendileri için yalnızca çevresel bir başlık değil, iş yapış biçimlerinin doğrudan bir parçası. Son dönemde şirket faaliyetleriyle ilgili dolaşıma giren bazı bilgilerin eksik ve yanıltıcı olduğunu söyledi.

Asıl dikkat çekici bölüm ise bundan sonra geldi.

Global Water Challenge ve Doktar iş birliğiyle yürütülen çalışma kapsamında, İznik Gölü Su Geri Kazanım Projesi üzerinden bilimsel ve veriye dayalı bir model oluşturduklarını anlattı. Sadece söylem üretmekten değil, sahada ölçüm yapan, sonuç takip eden bir sistemden söz etti. Verilen bilgiye göre proje bugün 80 çiftçi, 234 tarla ve yaklaşık 3 bin hektarlık alanda uygulanıyor.

Burada öne çıkarılan rakam da önemliydi: Yıllık 374 bin metreküp su tasarrufu. Hedef ise bu miktarı 1 milyon metreküpe taşımak.

Elbette bu açıklamalar, kamuoyundaki tüm soru işaretlerini tek başına ortadan kaldırmaz. İznik Gölü konusu, Bursa açısından hala çok hassas ve dikkatle izlenmesi gereken bir başlık. Ama gazetecilik açısından bakarsak, meseleye yalnızca uzaktan bakan yorumlarla değil, tarafların ne söylediğini dinleyerek yaklaşmak gerekir. Gerçeğin yolu, çoğu zaman farklı sesleri aynı masada toplamaktan geçer.

Tarakçıoğlu’nun bir diğer vurgusu Bursa üzerineydi.

Bursa, Cargill için sadece bir şehir değil; üretimimizin ve inovasyonumuzun kalbi” derken, aslında Orhangazi tesisine biçilen rolü özetliyordu. Şirketin bakışına göre bu tesis yalnızca üretim yapan bir merkez değil; aynı zamanda bölgesel ekonomiyi destekleyen, istihdama katkı sunan ve Türkiye’yi gıda ile biyoendüstri alanında güçlü tutan bir yapı.

Bugünün dünyasında bu cümleler yabana atılacak sözler değil. Çünkü artık mesele sadece üretmek değil. Gıdanın sürekliliği, tarımın dayanıklılığı ve tedarik zincirinin güvenliği artık stratejik başlıklar arasında. Bir fabrikanın etkisi, yalnızca kendi duvarları içinde ölçülmüyor; çiftçiden nakliyeciye, depodan yan sanayiye kadar geniş bir halkaya yayılıyor.

Gecede anlatılan sosyal projeler de bu çerçevenin bir parçasıydı.

Orhangazi Belediyesi ve TİDER iş birliğiyle hayata geçirilen Orhangazi Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi, anlatılanlara göre yalnızca tabela projesi değil. Geçici barınma, tedavi ve sterilizasyon hizmeti verilen somut bir merkezden söz ediliyor. Bu da şirketlerin sosyal sorumluluk cümlelerini süslü broşürlerin dışına taşıyıp taşımadığı sorusuna verilmiş pratik bir cevap gibi duruyor.

Bir diğer başlık ise 1000 Çiftçi 1000 Bereket programıydı.

Tarımın geleceğini konuşup çiftçiyi görmezden gelmek zaten mümkün değil. Verimlilik, toprak sağlığı, üreticinin refahı ve sürdürülebilir tarım gibi başlıklarda yürütülen bu programın özellikle kadın çiftçilerin güçlendirilmesi ayağı dikkat çekiyor. Çünkü kırsalda üretimin devamlılığı, artık sadece ekonomik değil, sosyal bir mesele olarak da karşımızda duruyor.

Bütün tabloyu bir araya koyunca ortaya şu fotoğraf çıkıyor:

Cargill, Bursa’daki iftar buluşmasında sadece bir davet vermedi. Dünyaya dair kaygılarını, Bursa’ya dair hedeflerini, suya dair savunmasını ve sosyal projelere dair iddiasını aynı akşam içinde ortaya koydu. Verdiği temel mesaj da netti: “Sorunun değil, çözümün parçası olmak istiyoruz.”

Bu mesaj ne kadar karşılık bulur, kamuoyu bunu ne kadar ikna edici bulur, o ayrı tartışma konusu. Zaten böyle başlıklarda son sözü bir gecelik toplantılar değil, zaman içinde ortaya çıkan somut sonuçlar söyler. Ama şunu teslim etmek gerekir: Konuşulması gereken konular konuşuldu. Üstelik gergin, üstten bakan ya da kaçamak bir dille değil; daha sade, daha anlaşılır bir tonla.

Belki de Ramazan sofrasına en çok bu yakışıyor.

Çünkü bu ayın ruhunda sadece yemek yok. Paylaşmak var, dinlemek var, birbirini anlamaya çalışmak var. Aynı masada oturmanın kıymeti de burada başlıyor zaten.

O akşamdan akılda kalan özet de buydu:

Bir yanda dünyanın sert gerçekleri…

Bir yanda Bursa’nın suyu, tarımı, üretimi ve geleceği…

Ve bütün bunların arasında, iftar vakti aynı sofrada buluşan insanlar…

Ramazan tam da bunu hatırlatıyor: Ayrı düşündüğümüz meseleleri bile, aynı masa etrafında daha sakin konuşabiliyoruz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu