Geçici Vergi Küçük İşletmeyi Zorluyor

Aynı cümleyi uzun zamandır farklı ağızlardan, aynı öfkeyle duyuyorum.

Bu geçici vergi esnafa zulümdür. Artık kaldırılmalıdır.

Bir de üstüne ekliyorlar.

“Ekonomi zaten bozuk… Üç ayda bir vergi… Bu ne?”

Şimdi…

Vergi devletin hakkıdır.

Ama zamanlama da hakkaniyetin parçasıdır.

Ve bugün yaşanan şey, esnafın gözünden bakınca, “vergi” değil…

nefes borusuna basmak gibi.

Geçici verginin mantığı belli.

Devlet yıl içinde gelirini önden toplar.

Bütçe akışı rahatlar.

Kağıt üstünde rasyonel.

Ama sahada tablo başka.

Esnafın defteri defter değil artık.

Bir tarafta kira.

Bir tarafta SGK.

Bir tarafta stopaj.

Bir tarafta kredi faizi.

Bir tarafta POS komisyonu.

Bir tarafta tedarikçi.

Bir tarafta “bugün sattım mı?” endişesi.

İşler düşmüş.

Tahsilat gecikmiş.

Müşteri “veresiye” diye kapıya dayanmış.

Senin kasada dönen para…

Çoğu zaman kar değil, nakit akışı.

İşte tam burada geçici vergi bir “teknik düzenleme” olmaktan çıkıyor.

Bir “baskı aracı” gibi algılanıyor.

Çünkü esnaf şunu söylüyor:

“Ben üç ayda bir para kazanmıyorum ki…

Ben üç ayda bir hayatta kalıyorum.”

Bir de şu var.

Esnafın dilindeki o serzeniş:

Kazancın üçte ikisi vergiye gidiyor.”

Belki herkesin oranı aynı değil.

Ama “hissettirilen yük” tam olarak bu.

Çünkü art arda gelen kalemler birikince…

Kalan, esnafın cebinde boşluk oluyor.

Şimdi soralım.

Geçici vergi kimin için “kolay”, kimin için “yıkıcı”?

Büyük ölçekli işletme…

Finans departmanı var.

Nakit yönetimi var.

Krediye erişimi var.

Varlık satabilir.

Stok çevirebilir.

Ama küçük esnaf?

Küçük firma?

Onların “finans departmanı”

Bazen bizzat kendisi.

Bazen eşi.

Bazen muhasebecinin bir telefonu.

Bu yüzden mesele şuraya dayanıyor:

Aynı kural herkese uygulanınca adalet sağlanmıyor.

Adalet…

eşit davranmak değil sadece.

Bazen…

duruma göre hakkaniyet üretmektir.

Peki çözüm?

“Vergiyi kaldırın” demek kolay.

Devlet “gelir” der.

Bütçe “denge” der.

Ama siyaset de şunu bilir:

Esnafın ahı bir yere yazılır.

Ve o yazı…

bazen sandıkta okunur.

O zaman “kaldırmak” mümkün değilse bile…

yeniden tasarlamak mümkün.

Hem de çok somut şekilde.

****

1) Küçük esnaf ve küçük firmaya muafiyet / eşik modeli

Cirosu belirli bir seviyenin altında olanlar için…

geçici vergi ya kaldırılmalı ya da sembolik düzeye indirilmeli.

Çünkü bu kesimde vergi, gelirden değil…

yaşam damarından kesiliyor.

2) Erteleme ve taksit: Kriz dönemine özel nefes

Ekonomik sıkıntıların yaşandığı bu süreçte…

en azından küçük esnafa ve küçük firmalara yönelik bu yaptırım tekrar gözden geçirilmeli.

“Üç ayda bir” yerine…

altı ayda bir.

Ya da “peşin” yerine…

taksitli.

Devlet “tahsil” eder.

Ama esnaf da ayakta kalır.

3) Kar değil, nakit akışı gerçeği

Kağıt üzerinde kar var.

Ama kasada para yok.

Çünkü alacaklar dönmüyor.

Bu durumda geçici vergi…

“karın vergisi” değil…

tahsil edilememiş paranın vergisi gibi.

Bunun için “tahsilat gerçekleşince vergileme” mantığıyla…

en azından küçük işletmelere özel bir esneklik getirilmeli.

4) Basitleştirme: Muhasebe yükü de bir vergi

Esnafı ve küçük işletmeleri en çok yoran şey sadece ödeme değil.

hesap kitap.

Beyan.

Düzeltme.

Ceza korkusu.

Birçok küçük işletme için bu süreç…

başlı başına bir maliyet.

Bu nedenle geçici vergi dönemlerinde…

basitleştirilmiş beyan,

kolaylaştırılmış matrah,

hata toleransı gibi uygulamalar…

uyum maliyetini düşürür.

Şimdi gelelim işin özüne.

Devletin vergi toplaması bir zorunluluk.

Ama devletin görevi sadece toplamak değil.

Ekonomiyi yaşatmak.

Çark dönmezse…

vergi de dönmez.

Bugün küçük esnafın ve küçük işletmelerin çarkı yavaşlıyor.

Küçük firmaların çarkı zor dönüyor.

Bu yüzden diyorum ki:

Geçici vergi uygulaması, ekonomik sıkıntıların arttığı bu dönemde özellikle küçük işletmeler için yeniden ele alınmalıdır.

Çünkü mesele şu:

Küçük firmalar bu sıkıntıdan kurtulmalı.

Kurtulmalı ki…

istihdam korunsun.

Tedarik zinciri kopmasın.

Mahalle esnafı kepenk indirmesin.

Bir ülkenin ekonomisi…

sadece büyük şirketlerin bilançosundan ibaret değildir.

Bir ülkenin ekonomisi…

sabah dükkan açan bakkaldır.

sanayide torna çeviren ustadır.

iki kişilik işletme ve atölyedir.

küçük nakliyecidir.

Ve unutmayalım.

Esnafın ve küçük işletmelerin dediği cümle şu:

Bizi vergiyle boğmayın.

Devletin diyeceği cümle de aslında basit olmalı:

Sizi yaşatacağız ki vergi de yaşayacak.

İşte şimdi tam zamanı.

Geçici vergi bir “gelir kalemi” olmaktan çıkarılıp…

kriz dönemlerinde esnafı koruyan bir mekanizmaya dönüştürülmeli.

Çünkü bugün mesele vergi değil.

Bugün mesele…

Küçük nefes.

Küçük işletmelerdir.

geçici vergi ya esnafı boğmayacak şekilde revize edilmeli…

ya da küçük işletmeler için…

gerçekten “geçici” hale getirilmelidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu