Made in Europe Raporu – BUSAİD

Giriş
Avrupa Komisyonu’nun 2026 taslak çalışması, üretim kapasitesini artırmayı ve tedarik zinciri güvenliğini güçlendirmeyi amaçlayan önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. Düzenlemenin, Türkiye gibi Gümrük Birliği üyesi ülkelerin kamu ihaleleri ve teşvik mekanizmaları açısından “AB menşeli” kapsamına alınabileceği belirtilmektedir. Taslak metnin bazı bölümleri henüz kesinleşmediği için süreç yakından izlenmelidir.

Etki Alanı ve Riskler
Düzenlemenin; rekabet ve kamu alımları alanlarında Türkiye açısından yapısal riskler barındırdığı ifade edilmektedir. Mevcut süreçte, taraf ülkelerin konumları ve uygulamaların sınırlamaları nedeniyle bazı kısımların netleşmesi beklenmektedir. Ayrıca AB’nin kapsamlı bir ortaklar yaklaşımıyla hareket ettiğini gösteren açıklamalar, uluslararası ticarette yeni dengeler doğurabilir.

Açıklamalar ve Beklentiler
İncelenen taslak metinler, onay süreçlerinin tamamlanmaması nedeniyle nihai durumun ilerleyen dönemde netleşeceğini göstermektedir. Düzenlemenin yıl sonu veya sonraki yıl başında yürürlüğe girebileceği öngörülmektedir. AB’nin “entegrasyonda olunan ülkeler” tanımı, Gümrük Birliği kapsamındaki ülkeler yanında bazı güvenilir ortakları da kapsayabilir; bu durum, yakın gelecekte farklı pazarlara erişimde avantajlar doğurabilir.
Gri Alanlar ve Karşılıklı Yaklaşımlar
Değerlendirmelerde, Avrupa Birliği’nin kamu alımlarında reciprocity ilkesiyle hareket etme ihtimali vurgulanmaktadır. Türkiye için mevcut sorunlar arasında Gümrük Birliği’nin kamu alımlarını kapsamaması ve Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olmaması öne çıkmaktadır. Ayrıca bazı yerli üretim destekleri ve ihalelerdeki yerli malı zorunlulukları, AB tarafından korumacılık olarak değerlendirilebilir ve bu durum karşılıklılık mekanizmalarının tetiklenmesi riskini doğurabilir.
Sonuç
Türk mallarının genel ticarette AB menşeli olarak değerlendirilmesi olumlu bir gelişme olarak görülse de, kamu alımları mevzuatındaki mevcut asimetrinin AB’nin misilleme mekanizmalarını tetikleyebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle Gümrük Birliği’nin revizyonu için diplomatik girişimlerin sürdürülmesi ve iç piyasa mevzuatının, AB’nin uygulamalarını tetiklemeyecek şekilde sadeleştirilmesi önerilmektedir.



