Medicabil’den Vicdana Dokunan Yeşil Dönüşüm

Hastaneler sadece şifa dağıtan yerler mi…
Yoksa aynı zamanda geleceğe karşı sorumluluk taşıyan kurumlar mı?
Çünkü bazen bir “küçük tercih”…
Bir gaz…
Bir alışkanlık…
Kocaman bir etkiye dönüşebiliyor.
Bugün size ameliyathanenin en az konuşulan ama en kritik başlıklarından birini anlatacağım:
Azot protoksit.
Ve bu konuda Medicabil Hastanesi Başhekimi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Aysun Yılmazlar’ın sözleri var…
Sadece tıbbi değil…
Aynı zamanda vicdani bir yerden konuşuyor…
Aysun Hoca, resmen şunu söylüyor:
“Bizim zarar vermeme ilkemiz var ya… İşte o ilke artık sadece hastayı değil, çevreyi de kapsamalı.”
Bakın bu cümle çok açık…
Çünkü azot protoksit dediğiniz şey…
Sadece bir anestezi seçeneği falan değil…
Prof. Dr. Aysun Hoca “Bu gazın iklim üzerindeki etkisi hafife alınacak gibi değil” diye altını çiziyor…
“Atmosferde uzun süre kalıyor” diyor…
“Etki gücü yüksek” diyor…
“Yani biz ameliyat yapıyoruz diye dünyanın nefesini biraz daha daraltmanın alemi yok” demeye getiriyor.
Ve bir başka noktaya daha dikkat çekiyor:
Dünyada birçok anestezi kuruluşu bu konuda artık daha hassas…
“Azaltın” diyorlar…
“Sınırlandırın” diyorlar…
“Alternatif yöntemleri büyütün” diyorlar…
Prof. Dr. Aysun Hoca da bunu hatırlatıyor ve ekliyor:
“Sürdürülebilir ameliyathane anlayışı artık bir lüks değil… zorunluluk.”
İyi de…
Bu sözler güzel…
Peki sektörde karşılığı var mı?
İşte burada Medicabil’in yaptığı şey devreye giriyor.
Çünkü Medicabil’de olay “konuşmakla” kalmamış.
Plan yapılmış…
Aşama aşama azaltılmış…
Ve en sonunda…
Azot protoksit tamamen bırakılmış.
Prof. Dr. Aysun Hoca bunu anlatırken cümleleri çok sakin ama mesajı çok sert:
“Damar içi anesteziklerle ve medikal hava ile devam ettik… hasta güvenliğinden zerre taviz vermedik… herhangi bir olumsuzluk da yaşamadık.”
Şimdi burada durup bir nefes alalım.
Çünkü bu cümle, sektöre atılmış bir not gibi:
“İsteyince oluyor.”
Üstelik işin sadece çevre tarafı yok.
Yılmazlar Hoca “Tedarik, depolama, tüp trafiği… hepsi ortadan kalkınca iş akışı da sadeleşti” diyor.
Yani bir taşla iki kuş…
Hem çevre…
Hem süreç.
Bu noktada şunu da söylemeden geçemem:
Böyle “ilk”lerin Medicabil’den“ çıkması tesadüf değil.
Çünkü Medicabil, yıllardır yalın sağlık yaklaşımıyla, süreç iyileştirmeleriyle, farklı platformlarda aldığı kalite ve verimlilik ödülleriyle konuşulan bir kurum.
Hani bazı hastaneler vardır…
Slogan sever…
Bazı hastaneler vardır…
Sistem kurar.
Medicabil’in hikayesi daha çok ikinci tarafa benziyor.
O yüzden bugün azot protoksiti bırakmak…
Yarın başka bir yeşil dönüşüm adımı…
Öbür gün ameliyathanede başka bir iyileştirme…
Bir bakmışsınız sektör, dönüp Medicabil’e bakıyor:
“Onlar yaptıysa, demek ki yapılabiliyor.”
İşte tam da bu yüzden…
Bu hamle sadece bir gaz meselesi değil.
Bu mesele…
Sağlığın vicdanının büyümesi meselesi.
Ve Prof. Dr. Aysun Yılmazlar Hoca’nın o cümlesiyle bitireyim:
“Zarar vermeme ilkemiz çevreyi de kapsamalıdır.”
Bence artık bu cümle…
Hastane duvarlarında çerçeve değil…
ameliyathane pratiğinde standart olmalı.
****
Bu köşeyi kapatırken…
Bir teşekkür borcunu da not düşmek gerekiyor.
Çünkü Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, anestezi pratiğinin “görünmez” tarafına ışık tutup…
Hepimizin çok kolay görmezden geldiği bir gerçeği gündeme taşıdı:
Ameliyathanede iyi iş çıkarmak, artık sadece hastayı değil, çevreyi de korumayı gerektiriyor.
Azot protoksitin yıllardır süren alışkanlıkla kullanıldığını…
Ama çevresel etkilerinin yeniden düşünülmesi gerektiğini…
Ve “yeşil” yaklaşımın artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu hatırlattı.
Üstelik bunu sadece söylemekle bırakmayıp…
Kurum içinde dönüşümün mümkün olduğunu…
hasta güvenliğinden ödün vermeden de bu adımların atılabildiğini gösterdi.
İşte bu yüzden…
Bu çağrıyı duyurmak da…
Bu farkındalığı büyütmek de önemli.
Kendisine…
Bilimi sahaya indiren, meseleyi vicdana taşıyan bu yaklaşımı için…
teşekkür ediyoruz.



