Müteahhit Değil, Belediye Söz Veriyor

Bugün Nilüfer’de…
Bir toplantıdaydık.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’i dinledik.
Ama bugünün bir başka anlamı daha vardı.
Çünkü bugün…
Ülke tarihimizin en büyük doğal felaketlerinden biri olan 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’nin 3’üncü yıl dönümüydü.
Yani sadece bir toplantıya gitmedik…
Aynı zamanda bir acının içine yeniden girdik.
Bir hafızanın içine…
Bir sorumluluğun içine…
Toplantı, Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde yapıldı.
Mekan da mesajın kendisiydi aslında.
Ve insan ister istemez şunu düşünüyor:
Depremi anmak yetmiyor…
Depreme hazırlanmak gerekiyor.
İşte o yüzden not aldım.
Ve buradan birkaç başlığa dikkat çekmek istiyorum.
Hep şunu söylüyoruz:
Deprem öldürmez…
İhmal öldürür.
Ama bir şeyi daha artık açık açık konuşmalıyız:
Deprem anı kadar…
Deprem sonrası da öldürüyor.
İlk saatler.
İlk 24 saat.
İlk 72 saat…
Ekipman yoksa…
Gıda yoksa…
Barınma malzemesi yoksa…
Koordinasyon yoksa…
Enkazın başında insan kalır.
Elinde sadece çaresizlik kalır.
Bugün tolantda olan en kritik başlıklardan biri buydu.

Başkan Özdemir, Başköy’de 300 dönümlük hazine arazisi üzerinde, “deprem lojistik merkezi” planı kuracağı vurgusuydu.
Ne var bu merkezde?
Arama kurtarma ekipmanları…
Gıda stokları…
Geçici barınma malzemeleri…
İş makineleri parkı…
TIR parkı…
Yani mesele “deprem olunca bir yerden bir şey getirmek” değil…
Mesele, deprem olunca “zaten orada hazır olanı” devreye sokmak.
Bu yapılabilirse…
Altını çiziyorum…
Bu Türkiye’de örnek olur.
Hatta bazı alanlarda ilk olur.
Ve bence şu olmalı:
Deprem riski olan her bölgede…
neden deprem lojistik merkezleri olmasın?
Bir şehirde yangın ihtimali var diye itfaiye kuruyoruz.
Deprem ihtimali var diye neden “lojistik merkezi” kurmuyoruz?

Toplantıda ikinci kritik başlık buydu:
Nilüfer’de kentsel dönüşüm yeniden başlıyor.
Ama bildiğiniz gibi değil.
Başkan Özdemir’in yaklaşımı şu cümlede özetleniyor:
“Amacımız hızlı değil, yarım kalmayan güvenli bir dönüşüm.”
Bu cümle önemli.
Çünkü Türkiye’nin kentsel dönüşüm hafızasında şu var:
Müteahhit gelir…
Söz verir…
Vatandaşla karşı karşıya kalır…
İş uzar…
Bina bitmez…
İnsan yıllarca evine kavuşamaz…
Bugün o yaraya doğrudan temas edildi.

Nilüfer’de iki bölge “kentsel dönüşüm ve gelişim alanı” ilan edilmiş.
Barış Mahallesi’nde 1,17 hektar…
Esentepe Mahallesi’nde 10,22 hektar…
Toplam 11,39 hektar.
Bu, Nilüfer tarihinde bölgesel ölçekte ilk uygulama olarak anlatıldı.
Ve hedef iki mahalleyle sınırlı değil.
İlçe genelinde 26 riskli bölge belirlenmiş.
Önceliklendirme yapılmış.
Doğu hattı öne çıkıyor.
Yani bir mantık kuruluyor:
Risk…
Zemin…
Aciliyet…
Uygulanabilirlik…
Aslında konu çok basit:
Nerede daha çok risk varsa önce orası.

Başlangıç noktası: Barış Mahallesi
Dönüşüm Barış Mahallesi’nden başlayacak.
Aşama aşama…
Esentepe, İhsaniye, Karaman hattına uzanacak.
Barış Mahallesi’nin pilot seçilmesinde iki gerekçe dikkat çekti:
Mülkiyet sayısı daha yönetilebilir…
Yapılar daha zayıf…
Ve hedef süre:
Yaklaşık 24 ay.
Burada kritik olan şu:
Takvim verilmiş.
Yöntem anlatılmış.
Sorumluluk tarif edilmiş.
En çok buraya kulak kabarttım.
Nilüfer Belediyesi, dönüşümü yürütmek için şirket kurmuş:
Nilkent Kentsel Dönüşüm A.Ş.
Ayrıca bünyede:
Kentsel Tasarım Müdürlüğü…
Kentsel Dönüşüm Bürosu…
Yani “dağınık iş” değil…
Tek merkezden, şeffaf yürütme iddiası.
Ve en kritik cümlelerden biri de şu yaklaşım:
“Vatandaşla yüklenici karşı karşıya gelmemeli.”
Bu yaklaşım doğru uygulanırsa…
Sistemin en büyük arızası giderilir:
Vatandaşın muhatabı “belirsiz” olmaktan çıyor, belediye oluyor.

Toplantıda “Barcelona modeli” vurgusu da vardı.
Bu, binaların sadece “yeni” olması değil…
Sokakların, yaşam alanlarının, kamusal düzenin de yeniden kurgulanması demek.
Yani dönüşüm…
Sadece betonarme değil…
şehircilik demek.
Ama burada kritik olan şudur:
Modelin adı değil…
Modelin sahada nasıl uygulanacağı.
Eğer “model” sadece sunumlarda kalırsa…
Vatandaşın hayatı değişmez.
Ama sahaya iner…
Planla birleşir…
Denetlenirse…
İşte o zaman dönüşüm olur.
Velhasıl…
Bugün toplantıda şunu alıp çıktım:
Bir tarafta afete hazırlık için lojistik omurga…
Diğer tarafta yarım kalmayan dönüşüm için belediye güvencesi…
İkisinin birleştiği yerde bir cümle var:
Deprem gelmeden… hazırlık yapılır.
Deprem geldikten sonra…
sadece “hasar” sayılmaz…
kayıp sayılır.
Nilüfer’in bu adımları başarıya ulaşırsa…
Sadece Nilüfer kazanmaz.
Bursa kazanır.
Marmara kazanır.
Türkiye kazanır.
Ve evet…
Böyle lojistik merkezler…
Deprem riski olan her bölgede…
kurulmalı.



