Yıldırım’da Hesap Günü: Sunum Tamamdı, Final Yarım Kaldı

Bugün Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın “Yıldırım aşkıyla durmadan, yorulmadan” diyerek yürüttüğü çalışmaların anlatıldığı 2026 Değerlendirme Toplantısı’ndaydık.

Kahvaltıyla başladı…
Sonra yan salonda hummalı bir hazırlık göze çarpıyordu…
Belli ki bu buluşma günler öncesinden, ince ince, titizlikle hazırlanmıştı.

Salona girdiğimizde sahnedeki büyük ekranlar, anlatım dili ve görsel kurgu; her yıl yapılan o özenli, emek verilmiş sunumun bu yıl da aynı ciddiyetle hazırlandığını gösteriyordu.

Başkan Yılmaz dersine çalışmış gayet kendinden emin bir şekilde sunuma başladı.

Toplantı uzundu, evet…
Ama anlatılanlar da az değildi: tamamlanan işler, hayata geçen projeler, yolda olan çalışmalar ve yeni hedefler…

Yıldırım’da bu değerlendirme toplantısı…
Sadece rakamların ve slaytların konuştuğu türden değil.

Bir ilçenin son yıllardaki yön arayışını…
önceliklerini…
ve iddiasını anlatan bir buluşmaydı.

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, göreve geldiği günden bu yana yapılanları masaya koydu.

Biten işler…
devam eden projeler…
ve “şimdi sırada ne var?” sorusuna verilen yeni cevaplar…

Toplantının ana mesajı şuydu:
Belediyecilikte hız kadar yöntem de önemli.

Yani “ne yaptık?” sorusunun yanında “nasıl yaptık?” meselesi…

Bu noktada en çok öne çıkan başlıklardan biri imar ve şehirleşme oldu.

Yıldırım’ın kronikleşmiş planlama problemlerinin adım adım ele alındığı, önemli bir alanın uygulama planlarının tamamlandığı ve uzun süredir sürüncemede kalan mülkiyet meselelerinde ilerleme kaydedildiği vurgulandı.

Bunu, siyasetin rutin cümleleriyle değil…
daha çok “bu işin omurgası burası” diyerek anlattı.

Sonra mesele doğal olarak kentsel dönüşüme geldi.

Burada verilen çerçeve dikkat çekiciydi:
Dönüşüm sadece bina yenilemek değildir.

Ulaşım…
altyapı…
kamusal alan…
sosyal imkan…
ve yaşam kalitesi…
hepsi birlikte düşünülmeli.

Bir başka vurgu da şuydu:
Yıldırım’da dönüşüm, hem belediye eliyle hem özel sektörle eş zamanlı ilerleyen bir süreç.

Farklı bölgelerde yürüyen çalışmaların, “bir strateji belgesi” ve “dijital modelleme” gibi daha teknik araçlarla desteklendiği anlatıldı.

Bu, belediyecilikte yeni dönemin en belirgin eğilimlerinden biri:
Sahadaki işi, masadaki veriyle beslemek.

Ulaşım ve yol yapım tarafında ise “kendi üretim gücü” öne çıkarıldı.

Asfalt üretimi ve hammadde temini gibi alanlarda belediyenin imkanlarıyla hareket etmesinin, maliyet avantajı ve hız sağladığı ifade edildi.

Burada da temel vurgu açıktı:
Tasarruf edilen kaynak, hizmete dönüşmeli.

Toplantının bir diğer ayağı gençlik ve eğitim başlığıydı.

Kütüphaneler…
gençlik merkezleri…
çocuklara dönük alanlar…
ve yeni açılması planlanan sosyal mekanlar…

Bu tür projeler bazen “gösterişli” bulunur, bazen “lüks” diye eleştirilir.

Ama sahada karşılığı varsa, şehirde bir iz bırakır.

Asıl mesele şudur:
Bir ilçenin geleceği, gençlerine açtığı kapılarla ölçülür.

Sosyal kültürel yatırımlar da bu çerçevede anlatıldı.

Sanat ve düşünce merkezlerinden, kültür merkezlerine…
teknoloji ve yeni nesil eğitim alanlarından, engelsiz yaşam projelerine kadar uzanan bir hat…

Buradaki yaklaşım, “bir cümleyle” özetlenebilir:
Şehir sadece betonla büyümez; yaşamla büyür.

Yeşil alan meselesi ise Yıldırım gibi yoğun bir ilçede her zaman tartışmalı bir konu.

“Az alanda yeşil üretmek” zor iştir; kimse inkar edemez.

Bu toplantıda da parklar, yenilemeler ve yeni hedefler üzerinden yeşil alanı artırma iddiası öne çıktı.

Önümüzdeki dönemde adı geçen koru ve kent parkı projeleri de bu hedefin devamı niteliğinde.

Çevre tarafında ise daha güncel bir başlık vardı:
Sıfır atık ve plastik tüketimini azaltma yaklaşımı.

Okullarda farkındalık…
sokak hayvanlarına yönelik üretim…
ve enerji tasarrufuna dönük planlar…

Özellikle enerji kısmında söylenen şu hedef, not edilmeyi hak ediyor:
Kendi enerjisini üreten bir belediye fikri.

Bugün birçok kurum için bu bir “gelecek” meselesi.
Başkan Yılmaz, bunu gündemine aldığını söylüyor.

Elbette bir değerlendirme toplantısı tek başına hüküm verdirmez.

Sunumlar yapılır…
hedefler konuşulur…
planlar anlatılır…

Son sözü ise her zaman sahadaki karşılık söyler.

Ama şu da bir gerçek:
Bugün Yıldırım’da anlatılan hikaye, “günü kurtarmak” üzerine kurulu değildi.

Daha çok “sistemi kurmak” iddiası vardı.

Ve belki de en kritik cümle şuydu:
Bu ilçede bir belediyecilik tarzı oluşuyor.

***

DİPNOT:

Fakat…
“Toplantının akışında dikkatimi çeken bir detay vardı; not düşmeden geçmek istemedim.”

Program soru cevap bölümüne geldiğinde salonda Bursa milletvekilleri Ayhan Salman, Refik Özen, Emel Gözükara Durmaz ile ilçe protokolü de yerini almıştı.

Salon hınca hınç doluydu.

Tam bu sırada Milletvekili Ayhan Salman söze girip akışı değiştiren şu teklifi yaptı:
“Başkanım, toplu fotoğrafı alalım; biz ayrılalım… sonra siz basınla daha rahat devam edersiniz.”

Oktay Başkan ise nazik bir şekilde:
“Sayın vekilim, son iki soru” diyerek soru cevap bölümünü tamamlamak istedi.

Ne var ki Salman ısrarına devem etti bu talep, akışın doğal seyrinde karşılık bulmadı.

Başkan Yılmaz mecburen milletvekillerini sahneye davet etti…

Milletvekilleri sahneye çıkmaya başlayınca…
Salon adeta “program bitti” hissine kapıldı.

Ve olan oldu:

Salon bir anda boşaldı.
Soru cevap yarım kaldı.
Sorulması gereken sorular sorulamadı.

İşte bana “ilginç” gelen tam da bu.

Çünkü bu toplantı; planlanan akışı, kurulan kurgusu, harcanan emeği ve özellikle basınla kurulacak iletişimi ile değer kazanıyordu.

Soru cevap bölümü, işin en kritik yeriydi:

Kamuoyunun merak ettiği başlıklar…
Detaylar…
İtirazlar…
Açıklamalar…

Yani “toplantının nefes aldığı önem arz ettiği an” tam orasıydı.

Bu nedenle sormadan edemiyorum:

Neden acele edildi?
Neden program, planlandığı gibi tamamlanmadı?
Neden sadece birkaç dakika daha beklenmedi?

Sayın Salman belki o bölümde sizlere de ya da diğer milletvekillerine de soru yöneltilecekti.

Belki de kamuoyunun beklediği bazı yanıtlar tam o an gelecekti.

Ama acele edilen o “toplu fotoğraf” hamlesi, iyi niyetle söylenmiş olsa bile sonuç olarak şunu doğurdu:

Toplantının finali, planlandığı gibi değil… yarıda kesilmiş gibi bitti.

Açık söyleyeyim:
Salman’ın bu ısrarı, Oktay Yılmaz’ı da zor durumda bıraktı.

Ve ben, bu durumun Başkan açısından pek de memnuniyet verici olduğunu düşünmüyorum.

Bunu bir dipnot olarak düşmek istedim.

Ve yazımızı tamamlayacak olursak;

Bu anlatılanların tamamı, gündelik siyasetin gelip geçici rüzgarlarına kapılmadan…
şehirde kalıcı bir standart kurma niyetinin güçlü biçimde hissedildiğini gösteriyor.

Bugün Yıldırım’da gördüğümüz şey;
sadece “ne yaptık” listesi değil…
aynı zamanda “nasıl bir şehir olmak istiyoruz” sorusunun peşine düşen bir irade.

Ve en önemlisi…
Bu irade, insanın zihninde tek bir cümleyi bırakıyor:
Yıldırım artık sadece konuşulanı değil,

Ölçülen ve takip edilen bir belediyeciliği hedefliyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu