700 Günün Ardından İlk Büyük Karne

Dün, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın 700 günlük görev sürecini anlattığı lansman toplantısındaydık.
Ama doğrusu şu:
Orada anlatılan sadece bir belediye bilançosu değildi.
Aynı zamanda verilen sözlerle, geçen zamanın; vaatlerle, icraatın karşı karşıya geldiği bir tabloydu.
Üstelik akşamın havası daha en baştan farklıydı.
Toplantı öncesindeki iftar yemeğinde Başkan Aydın, basın mensuplarıyla tek tek ilgilendi.
Resmi bir program soğukluğundan çok,
temas kuran,
dinleyen,
anlatmaya hazırlanan bir ev sahibinin tavrı vardı.
700 gün önce seçim vaatlerini açıkladığı aynı mekanda, bu kez yaptıklarını anlatmak için kürsüdeydi.
Siyasette asıl mesele de budur zaten.
Vaat vermek kolaydır.
İddia ortaya koymak kolaydır.
Kalabalığı heyecanlandırmak kolaydır.
Ama sonra dönüp aynı salonda, aynı kamuoyunun karşısına geçerek
“İşte bunları yaptım”
diyebilmek kolay değildir.
Toplantının ana fikri şuydu:
“Biz sadece konuşmadık, çalıştık.”
Nitekim konuşmasının en dikkat çeken yerinde Başkan Erkan Aydın şunları söyledi:
“700 günde 58 vaadin 40’ını tamamladık. 13’ü üzerinde çalışmalarımız sürüyor. 5 vaat için de önümüzdeki süreçte adım atacağız.”
Bu cümlenin siyasetteki karşılığı nettir:
Verdiği sözü unutan değil, verdiği sözün hesabını veren bir yönetim anlayışı.
Bugün seçmenin baktığı yer de tam burası.
Çok büyük laflar değil.
Çok süslü cümleler değil.
Abartılı hikayeler hiç değil.
Seçmen artık şunu soruyor:
“Ne dedin, ne yaptın?”
Aydın’ın 700 gün sunumunda öne çıkan şey, işte bu soruya cevap verme çabasıydı.
Bir tarafta sosyal belediyecilik vardı.
Diğer tarafta altyapı, ulaşım, park, kreş, afet hazırlığı, temizlik, kültür ve sanat…
Yani doğrudan hayatın içi.
Mesela kreş meselesi…
Türkiye’de belediyecilik denince hala bazılarının aklına sadece asfalt geliyor. Oysa artık bir ilçenin geleceği, kadınların iş hayatına katılımını kolaylaştıran sosyal yatırımlarla da şekilleniyor.
Başkan Aydın:
“5 kreşi hizmete açtık, 3 kreşin inşaatı sürüyor. Hedefimiz yıl sonuna kadar 10 kreşe ulaşmak.”
Bu, sıradan bir hizmet cümlesi değil.
Bu, belediyeciliğin yalnızca yol yapmak olmadığını anlatan bir yaklaşım.
Çünkü kreş demek;
çocuk için güvenli alan,
anne için nefes,
aile için kolaylık demek.
Aydın’ın, annelerin iş hayatına daha rahat katılabildiğine yaptığı vurgu da bu yüzden önemliydi.
Belediyecilik bazen kaldırımdan daha fazlasıdır.
Ama iş yalnızca sosyal destek tarafında değil.
Altyapı ve şehir düzeni başlığında da görünür işler vardı.
Asfalt, kaldırım, park düzenlemeleri, yeşil alan bakımı…
Bunlar kürsüden bakınca sıradan görünebilir.
Ama vatandaş için hiç de öyle değildir.
Çünkü vatandaş belediyeyi çoğu zaman ideolojik cümlelerle değil;
sokağıyla,
parkıyla,
kaldırımıyla,
yoluyla ölçer.
Buradaki mesaj açıktı:
“Görünür işler yaptık.”
Bir diğer önemli başlık ise afet hazırlığıydı.
Bursa’nın deprem gerçeği ortada.
Dolayısıyla belediyeciliğin görevi artık sadece bugünü yönetmek değil, yarının risklerine hazırlanmak.
Aydın: “50 bin metrekarelik alanda lojistik, sığınma ve acil yardım ihtiyaçlarına cevap verecek bir hazırlık yapıyoruz.”
Bu önemli.
Çünkü Türkiye’de afet meselesi çoğu zaman felaket olduktan sonra hatırlanıyor. Oysa esas değerli olan, felaket gelmeden hazırlık yapmak.
Koordinasyon merkezi, iletişim kuleleri, afet konteynerleri, eğitimler, toplanma alanları…
Bunlar gösterişli cümleler değil.
Ama gerçek belediyeciliğin en ciddi başlıkları.
Toplantıda sosyal destek politikalarının anlatımı da dikkat çekiciydi.
Ramazan ayında erzak yardımları…
İftar sofraları…
Kent lokantaları…
Genç kafeler…
Başkan Erkan Aydın şunları söyledi:
“Kent lokantalarında 400 bin, Genç Cafe’lerde 555 bin misafiri ağırladık.”
Burada durup bir not düşmek gerekir.
Kent lokantası artık sadece yemek yenilen bir yer değil.
Ekonomik sıkışmanın arttığı bir dönemde, belediyenin vatandaşa en doğrudan temas ettiği alanlardan biri.
Yani mesele sadece yardım değil.
Aynı zamanda sosyal temas meselesi.
Kütüphaneler, spor alanları, kadınlara özel salonlar, çocukların Uludağ’la ve Bursaspor’la buluşturulması…
Bunların her biri ilk bakışta küçük iş gibi durabilir.
Ama şehir aidiyeti tam da böyle kurulur.
Bir çocuk ilk kez stadyuma gidiyorsa…
Bir genç ilk kez rahat ders çalışma alanı buluyorsa…
Bir kadın kendi mahallesinde güvenle spor yapabiliyorsa…
Orada değişen şey sadece mekan değildir.
Hayatın ritmidir.
Veterinerlik hizmetleri, sahiplendirme, tedavi ve yeni barınak hazırlığı da toplantının dikkat çeken bölümlerindendi.
Burada mesele sadece sayı değil.
Bir şehrin vicdanı.
Temizlik tarafında ise tablo daha da anlamlıydı.
Çünkü temizlik, belediyeciliğin en sert sınavlarından biridir.
Vatandaş şuna bakar:
Sokak temiz mi?
Çöp zamanında alınıyor mu?
İş takip ediliyor mu?
Başkan Aydın’ın bu bölümde teknoloji, kamera ve yapay zeka destekli takip sistemine vurgu yapması, klasik belediyecilikten daha disiplinli bir modele işaret ediyordu.
Kültür ve sanat kısmında verilen mesaj da netti:
Bir şehir sadece betonla büyümez.
Tiyatro…
Sergi…
Konser…
Atölye…
Bunlar lüks değil.
Bunlar bir kentin ruhu.
Ve toplantının en sembolik cümlesi finalde geldi.
Erkan Aydın: “700 gün önce burada bir koltuk vardı; biz o koltuğu itiyoruz, koltukta oturmaya gelmiyoruz demiştik. Bugün o sözümü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyorum.”
İşte bazen tek bir cümle, uzun uzun anlatılan sunumlardan daha fazla şey söyler.
“Koltukta oturmaya gelmedik” sözü, eğer lafta kalsaydı hiçbir anlam taşımazdı.
Ama 700 gün sonra aynı yerde, yapılan işlerle birlikte tekrar ediliyorsa, o söz artık slogan olmaktan çıkar.
Toplantıdan çıkan genel izlenim şuydu:
Seçim döneminde verilen vaatlerin önemli bölümü hayata geçirilmiş.
Verilen söz büyük ölçüde yerde kalmamış.
Kalan başlıklar için de bir yol haritası ortaya konmuş.
Bugünün siyasetinde bu küçümsenecek bir tablo değildir.
Çünkü asıl mesele seçimi kazanmaktan ziyade;
seçimden sonra verdiği sözün peşinden gitmektir.
Osmangazi’de dün akşam gördüğümüz manzara tam olarak buydu.
İftarın sıcaklığından kürsünün ciddiyetine uzanan o akşamda Başkan Erkan Aydın, şu duyguyu vermek istedi:
“Ben sadece seçimi kazanmadım, verdiğim sözün arkasında durdum.”
Dünkü toplantının özeti de buydu zaten.
Söz verilmiş.
Büyük kısmı tutulmuş.
Kalanı için de yol haritası ortaya konmuş.
Ve 700 günün sonunda, Erkan Aydın ilk büyük ara karnesini kamuoyunun önüne koymuş oldu.



