Avrupa’daki Türk Kadını Değişiyor, Ama Kimse Konuşmuyor

Avrupa’da yaşayan Türk kadını artık eskisi gibi değil.
Sessiz ama derin bir dönüşüm yaşıyor; adeta görünmez bir devrim gerçekleşiyor. Ne yazık ki bu değişimi fark eden, üzerine düşünen ve konuşan çok az.
O, evinde iki kültürü bir arada yaşatıyor.
İş hayatında hakkını arıyor, ayakta kalmaya çalışıyor.
Çocuğuna hem Türkiye’yi hem Avrupa’yı öğretiyor; kimliğini kaybetmeden geleceğe hazırlıyor.
Ancak buna rağmen bir sessizlik hâkim.
Başarıları yeterince konuşulmuyor, fikirleri çoğu zaman küçümseniyor, verdiği emek ise görmezden geliniyor.
Oysa çok iyi biliyoruz ki kadın güçlenirse aile dağılmaz;
aksine aile sağlamlaşır, kökler derinleşir, toplum güçlenir.
Avrupa’daki Türk kadını, özellikle zor zamanlarda evin dengesini sağlayan en önemli unsurdur.
Mutfak masraflarını kısarak, imkânları minimuma indirerek acil durumlar için tasarruf yapan;
eşine destek olan, aileyi ayakta tutan çoğu zaman yine odur.
Her kadın, her şeyden önce annedir.
Ve anneler, bir toplumun geleceğini şekillendirir.
Çocuklarımızın kendi öz kültürleriyle yetişmesinde en büyük rolü üstlenenler yine onlardır.
Bu nedenle Avrupa’daki Türk kadını sadece “sessiz bir güç” değil;
aynı zamanda yarına bırakılan en kıymetli mirastır.
Kadınlar vazgeçilmez, sessiz emekleri hem aileyi hem toplumu güçlendirir.
Onu görmezden gelenler yalnızca emeğini değil, geleceğimizi de görmezden gelmiş olur.


