Gerginlik Beklendi, Nezaket Kazandı

Dünkü tabloyu baştan söyleyeyim:
Herkes kavga bekliyordu.
Herkes gürültü bekliyordu.
Herkes yeni bir arbede ihtimalini konuşuyordu.
Ama olmadı.
Tam tersine…
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde uzun zamandır görmeye alışık olmadığımız bir tablo vardı: Sakinlik. Ölçü. Nezaket.
Geçtiğimiz günlerde Bursa siyasetinin en sıcak başlıklarından biri, hiç kuşkusuz Büyükşehir Belediye Başkanvekilliği seçimi olmuştu.
Orada tansiyon yüksekti.
Sertlik vardı.
İtirazlar vardı.
Arbedeler vardı.
Ve sonuçta…
Cumhur İttifakı’nın oy çoğunluğuyla AK Parti’nin adayı Şahin Biba başkanvekilliği koltuğuna oturdu.
Böylece doğal olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yönetim dengesi de AK Parti lehine değişmiş oldu.
Bu gelişmenin ardından AK Parti cephesinde peş peşe toplantılar yapıldı.
Yeni dönemde kim nerede olacak…
Hangi görevde kim düşünülecek…
Kimler öne çıkacak…
Bunlar konuşuldu.
Hatta bazı önemli görevler için kulislerde yeni isimler dolaşmaya başlamıştı bile.
Hal böyle olunca…
Dünkü ilk meclis toplantısı öncesinde kulislerde yine aynı sorular dönüyordu:
Yine kalabalık olur mu?
Yine gerilim yaşanır mı?
CHP’li üyeler sert bir tavır alır mı?
Şahin Biba nasıl bir yönetim tarzı ortaya koyar?
Gün geldi.
Çattı.
Biz de basına ayrılan bölümde yerimizi aldık.
Salonun havasını bir soluduk.
Ve ilk hissedilen şey şuydu:
Sakinlik. Sessizlik. Dinginlik.
İlçe belediye başkanları geldi.
Meclis üyeleri geldi.
Salon doldu.
Şahin Biba da meclis başkanlık koltuğundaki yerini aldı.
Burada şunu da söylemek gerekir:
Şahin Biba, siyasi olarak Bursa’da çok tanınan bir isim değildi.
AK Parti Nilüfer Meclis Üyesi olarak biliniyordu ama geniş kamuoyu açısından çok görünür bir figür sayılmazdı.
Benim de doğrusu hakkında çok fazla fikrim yoktu.
O yüzden kafalarda soru işaretleri vardı:
Nasıl bir meclis yönetecek?
Nasıl bir tavır sergileyecek?
Sert mi olacak, yumuşak mı olacak?
Partili bir çizgi mi çekecek, yoksa kapsayıcı mı davranacak?
Ama görünen tablo, beklenenin ötesine geçti.
Şahin Biba, meclisi kendinden emin, ölçülü, sakin bir şekilde yönetmeye başladı.
Ve açık söyleyeyim…
Dünkü oturumda benim gördüğüm en dikkat çekici şeylerden biri, sadece Biba’nın tavrı değildi.
CHP’li meclis üyelerinin tavrı da son derece sakindi.
Geçtiğimiz günlerdeki başkanvekilliği seçimindeki sert görüntüden oldukça uzak bir duruş vardı.
Evet, sözcüler arasında zaman zaman kısa tartışmalar yaşandı.
Ama bu zaten siyasetin doğasında olan şeyler.
Önemli olan şu:
Tartışma vardı ama taşkınlık yoktu.
Görüş ayrılığı vardı ama kavga yoktu.
Siyaset vardı ama gerilim yoktu.
Ve bence dünkü toplantının en kıymetli tarafı da buydu.
Bir ayrıntı vardı ki… Belki de bütün fotoğrafı özetliyordu
Dünkü mecliste dikkat çeken en özel detaylardan biri de şuydu:
Yıldırım Meclis Üyesi Fuat Alpaslan, meclis başlamadan önce CHP sıralarına giderek CHP’li ilçe başkanları başta olmak üzere meclis üyeleriyle tek tek tokalaştı.
Kimisiyle ayaküstü sohbet etti.
Kimisiyle gülümsedi.
Kimisiyle sarıldı.
Kimisiyle kucaklaştı.
Ve daha önemlisi…
CHP’liler de bu samimiyete aynı sıcaklıkla karşılık verdi.
Bu da kıymetliydi.
Sadece Fuat Alpaslan değil…
Bazı AK Partili meclis üyelerinin de CHP’li üyelerle tokalaşıp selamlaşması dikkatlerden kaçmadı.
Şimdi biri çıkıp diyebilir ki:
“Bunda ne var?”
Aslında gerçekten de öyle.
Bunda şaşılacak bir şey olmamalı.
Çünkü orası kavga alanı değil.
Orası milletin iradesinin temsil edildiği yer.
O mecliste bulunan herkes…
Farklı partilerden olabilir.
Birbirine siyasi olarak karşı olabilir.
Ama sonuçta aynı şehrin insanlarını temsil ediyor.
Dolayısıyla…
Tokalaşmak, selamlaşmak, gülümsemek, konuşabilmek, hatta gerektiğinde kucaklaşabilmek… olması gereken şeydir.
Ama ne yazık ki biz bu ülke olarak normal olana bile hasret kaldığımız için…
Bu görüntüleri görünce seviniyoruz.
Çünkü kavgasız siyaset artık bize istisna gibi geliyor.
Oysa olması gereken budur.
Fikir ayrılığı olacak ama düşmanlık olmayacak.
Sert muhalefet olacak ama husumet olmayacak.
Rekabet olacak ama kin olmayacak.
Umut edelim de…
Bursa Meclisi’nde bu tablo kalıcı olsun.
Hep böyle olsun.
Selamlaşmalar eksik olmasın.
Kavgasız, gürültüsüz meclis görüntüleri çoğalsın.
Çünkü inanın…
Bu memleketin en çok ihtiyacı olan şeylerden biri de tam olarak budur.
Biba’nın tavrı meclisi rahatlattı
Dünkü tabloya bakıldığında sanki meclisin tamamı, başta CHP olmak üzere, Şahin Biba’yı kabullenmiş gibiydi.
Elbette burada Biba’nın payı büyük.
Çünkü benim de hiç beklemediğim şekilde…
Sakin, kendinden emin, parti gözetmeyen, herkese eşit mesafede duran, naif ve beyefendi bir üslupla meclisi yönetti.
Bu çok önemliydi.
Çünkü bazen bir makamı yönetmek için sadece yetki yetmez.
Üslup gerekir.
Denge gerekir.
Sinir kontrolü gerekir.
Karşındakine güven verme kabiliyeti gerekir.
Dün o güven hissi salona geçti.
Sözcülerin konuşmalarının ardından Biba da kısa ama dikkat çekici bir konuşma yaptı.
Ve dedi ki:
“Ben daha makam koltuğuna oturmadım, oturmaya da pek niyetim yok. Ben o koltuğa oturmaya değil, Bursa’ya hizmet etmeye geldim.”
Bu cümle önemliydi.
Çünkü koltuğa oturur oturmaz güç gösterisi yapan değil…
Koltuğun ağırlığını bilen bir ton vardı.
Bununla da yetinmedi.
Kendisinden öncekilere ve kendisinden sonrakilere emanet edilen makamın, ancak hizmet için kullanılacağını söyledi.
Ve özellikle şunun altını çizdi:
“Bursa’da 17 ilçenin tamamına eşit mesafede olacağız.”
Ardından bir başka kritik başlığa geçti.
Dedi ki:
Bozbey döneminde başlayıp yarım kalan projeler de tamamlanacak.
Bizim başlattığımız işler de yarım bırakılmayacak.
Bu cümle de kıymetliydi.
Çünkü yerel yönetimde en büyük sorunlardan biri şudur:
Bir dönem başlar.
Önceki dönemin işlerine sırf siyasi aidiyet yüzünden mesafe konur.
Kent kaybeder.
Biba ise tam tersine şu mesajı verdi:
“Bizim işimiz rövanş değil, hizmet.”
Bence bu yaklaşımın altı çizilmeli.
Su ve ulaşım meselesi: İlk önemli mesaj
Meclis başladıktan sonra Başkan Biba’nın ilk konuşmasında değindiği en önemli konulardan biri de, Bursalıların uzun süredir tepki gösterdiği su ve ulaşım zamları oldu.
Haklı bir tepki bu.
Özellikle su faturalarındaki artış, son dönemde çok sayıda insanın ortak şikayetiydi.
Birçok evde faturalar bir anda kabardı.
Bu sadece ekonomik bir mesele değil, doğrudan günlük hayatı etkileyen bir mesele.
Başkan Şahin Biba da bu konuya açıklık getirdi ve şunları söyledi:
“Bursalıların su fiyatlarıyla ilgili serzenişlerini dikkatle takip ediyoruz. Bu hassasiyeti çok iyi biliyoruz. Hazırladığımız düzenlemeyi Mayıs ayındaki BUSKİ Genel Kurulu’nun hemen ardından yapılacak meclis toplantısında tüm meclis üyelerimizle birlikte hayata geçireceğiz.”
Bu söz önemlidir.
Çünkü vatandaş artık büyük laflardan çok somut adım duymak istiyor.
Ve eğer gerçekten suya ve ulaşıma dair daha makul bir fiyat düzenlemesi yapılırsa…
Bu, yeni dönemin ilk ciddi icraat başlıklarından biri olarak kayda geçer.
Bursaspor detayı da unutulmadı
Dünkü toplantıda bir başka dikkat çeken başlık da Bursaspor’du.
Bu hafta sonu şampiyonluk maçına çıkacak olan Bursaspor için başarı dileklerini ileten Başkanvekili Başkan Biba, çok yerinde bir vurgu yaptı.
Dedi ki:
“Bursasporumuz şampiyonluk yolunda çok önemli bir maça çıkacak. Tüm Bursa tek yürek olacağız ve takımımızı sonuna kadar destekleyeceğiz.”
Devamında ise teknik heyete ve futbolculara başarılar diledi.
Ve bu heyecanı yaşamak isteyen vatandaşlar için
Hüdavendigar Parkı ve Millet Bahçesi’ne dev ekran kurulacağını söyledi.
Bu da yerinde bir hamleydi.
Çünkü Bursaspor, bu şehirde sadece bir futbol takımı değildir.
Ortak heyecandır.
Ortak hafızadır.
Ortak duygudur.
“Koltuk emanet” vurgusu önemliydi
9 Nisan’da meclisin takdiriyle kendisine tevdi edilen görevin sorumluluğunun farkında olduğunu söyleyen Başkanvekili Biba, bir başka önemli cümle daha kurdu:
“Oturduğumuz koltuklar, Bursalıların bize emanetidir.”
Ve devam etti:
“Bu koltuklarda oturduğumuz sürece Bursalılara hak ettiği şekilde hizmet etmekle mükellefiz.”
Ayrıca…
“Hiçbir ilçeyle herhangi bir zıtlaşma yaşanmayacaktır. Bizler Bursalıları hiçbir şekilde yormayacağız” dedi.
Bu sözler, dünkü sakin tabloyla birleşince daha da anlam kazandı.
Bir hakkı teslim etmek gerekir: Davut Gürkan faktörü
Şimdi gelelim işin başka bir boyutuna…
Şahin Biba’nın başkanvekili koltuğuna oturmasında ve bu isim üzerinde uzlaşılmasında, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan’ın payının büyük olduğu kesin.
Ve görünen o ki…
Şahin Biba, yerinde önerilmiş bir isim olmuş.
Burada Davut Gürkan’ın hakkını teslim etmek gerekir.
Çünkü Gürkan, il başkanlığı dönemi boyunca daha çok birleştirici siyaset tarafında duran bir profil çizdi.
Samimiyetle kurulan ilişkilere önem verdi.
Masada oturan değil, sahada dolaşan bir siyasetçi görüntüsü verdi.
Nitekim il başkanlığı koltuğuna oturduğu ilk günden itibaren onu sürekli makam odasında görmek çok mümkün olmadı.
Daha çok sahada, teşkilatta, insanın içinde olmayı tercih etti.
Üstelik işi de kolay değildi.
Ortada seçim yenilgisi vardı.
AK Parti içinde küskünlükler vardı.
Kopmalar vardı.
Mesafeler vardı.
Böyle dönemlerde insanları yeniden aynı çatı altında toplamak kolay değildir.
Ama bugün gelinen noktaya bakıldığında…
Küskünleri toparlamayı, kopuşları azaltmayı ve dağınık görüntüyü yeniden AK Parti çatısı altında bir araya getirmeyi başaran isimlerden biri oldu.
Bunun sonuçlarının da Ankara’da, genel merkezde ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dikkatinden kaçmadığı anlaşılıyor.
Nitekim başkanvekilliği için sunulan birkaç isim arasında Şahin Biba’nın da yer aldığı,
ve Gürkan’ın önerdiği ismin tercih edildiği konuşuluyor.
Bu da şunu gösteriyor:
Bazen sonuç alan şey…
Sahada olmak, birleştirmek, sakin çalışmak oluyor.
O nedenle…
Davut Gürkan’ın da burada payını teslim etmek gerekir.
Temiz siyaset diliyle, teşkilatı toparlama becerisiyle ve birleştirici tutumuyla AK Parti açısından da, Bursa açısından da önemli bir aktör olduğu görülüyor.
Velhasıl…
Görünen o ki Bursa’nın yeni tanıdığı başkanvekili Şahin Biba, kısa sürede kentte bir güven duygusu oluşturmayı başardı.
Dünkü mecliste beklenen kargaşanın yaşanmaması…
Biba’nın meclise verdiği güven…
Muhalefetin de buna daha sakin bir karşılık vermesi…
Bunların hepsi önemliydi.
Üstelik sadece meclis içinde değil…
Bana kalırsa Bursa kamuoyunda da şöyle bir hava oluşmaya başladı:
“Bir izleyelim… Bir görelim… Ama bu isimde bir sakinlik var.”
Bu küçümsenecek bir şey değil.
Çünkü bugün Türkiye’de siyasetin en büyük açığı, çoğu zaman tam da budur:
Bağırmadan konuşabilmek.
Kavga etmeden yönetebilmek.
Karşıtını düşmanlaştırmadan siyaset yapabilmek.
Dün Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bunun küçük ama kıymetli bir örneği görüldü.
Şimdi önemli olan şu:
Bu tablo bir güne mi mahsus kalacak…
Yoksa gerçekten Bursa’da yeni bir siyasi iklimin başlangıcı mı olacak?
Bunu zaman gösterecek.
Ama dünden kalan fotoğraf nettir:
Kavga bekleniyordu, sükünet çıktı.
Gerilim bekleniyordu, olgunluk çıktı.
Sertlik bekleniyordu, selamlaşma çıktı.
Ve evet…
Bursa’da Şahin Biba dönemi fiilen başlamış görünüyor.
Bu dönemin nasıl şekilleneceğini zaman gösterecek.
Ama eğer dünkü dil korunursa…
Eğer hizmet vurgusu lafta kalmazsa…
Eğer 17 ilçeye eşitlik sözü sahada da karşılığını bulursa…
O zaman Bursa için gerçekten daha güzel gelişmelerin kapısı aralanabilir.
Not:
Yazımın biraz uzun olduğunun farkındayım. Ancak anlatılması gereken çok şey vardı. Kısa tutsaydım bazı noktalar eksik ve kopuk kalabilirdi.
Sabrınız ve ilginiz için teşekkür ederim.


