DOSABSİAD’dan Kritik Çağrı

Dünya yeniden sert bir viraja girdi. Jeopolitik gerilimler, enerji hatları üzerindeki kırılganlık ve küresel belirsizlik… Bunların hiçbiri artık teorik risk değil; doğrudan üretim hattına, maliyet kalemlerine ve ihracat siparişlerine dokunan gerçekler.

İşte tam bu noktada DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp’ın yaptığı uyarılar, sıradan bir sektör değerlendirmesi değil; adeta bir “ekonomik alarm zili” niteliğinde.

Çünkü buradaki mesele sadece kriz değil…
Asıl mesele, krize nasıl hazırlanıldığı.

“Tek Senaryoya Güvenen, Fırtınaya Hazırlıksız Yakalanır”

Kutlualp’ın şu tespiti oldukça çarpıcı:

“Tek bir senaryoya güvenerek plan yapanlar, fırtınaya hazırlıksız yakalanacaktır.”

Bu cümleyi hafife almamak gerekiyor. Çünkü Türkiye ekonomisi artık lineer değil, çok katmanlı risklerle karşı karşıya. Hürmüz Boğazı gibi kritik noktaların bir açılıp bir kapanması bile, enerji fiyatlarını ve dolayısıyla üretim maliyetlerini altüst etmeye yetiyor.

Burada altını çizmek lazım:
Sanayici artık sadece üretim yapmıyor, aynı zamanda kriz yönetiyor.

Benim kanaatim şu: Türkiye’de iş dünyası uzun yıllardır krizlere alışkın ama bu kez fark şu
Bu kriz dış kaynaklı ve öngörülemez.

Dolayısıyla klasik refleksler yetmeyebilir.

****

Kar Değil, Nakit: Oyunun Yeni Kuralı

Kutlualp’ın belki de en kritik uyarısı şu:

“Kar yaşatmaz, nakit yaşatır.”

Bu, iş dünyasının ezberini bozan bir yaklaşım.

Çünkü şirketler genelde bilanço üzerinden konuşur. Ama kriz dönemlerinde bilanço değil, kasa konuşur.

Buradan net bir tespit yapalım:
Önümüzdeki dönemde ayakta kalacak şirketler, en çok kazananlar değil; nakit akışını en iyi yönetenler olacak.

Bu noktada yapılması gerekenler aslında belli:

Kısa vadeli borçları yaymak

Tahsilatı hızlandırmak

Finansmana bugünden erişmek

Ama burada bir sorun var…

Türkiye’de finansmana erişim kolay değil. Maliyeti yüksek, koşulları ağır.

İşte tam burada devletin rolü devreye giriyor.

***

Derin Zarar Büyüyor

DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp’ın dikkat çektiği bir başka önemli konu:

“Maliyet artışlarının fiyatlara geç yansıtılması zarar doğuruyor.”

Bu, iş dünyasında sıkça görülen ama çoğu zaman açıkça konuşulmayan bir gerçek.

Sanayici maliyet artıyor diye hemen fiyat artıramıyor.
Pazar kaybetmemek için bekliyor.

Ama bu bekleyiş, aslında görünmeyen bir erimeye yol açıyor.

Benim yorumum şu:
Türkiye’de birçok firma şu an kar etmiyor, zararını erteliyor.

Bu da sürdürülebilir değil.

****

Yeni Pazar Arayışı: Mecburiyet Haline Geldi

Avrupa pazarındaki daralma artık geçici değil, yapısal.

Başkanı Onur Kutlualp bu noktada önemli bir yön çiziyor:

“Orta Doğu’nun yeniden inşası, Afrika’nın büyüme potansiyeli ve Türk Cumhuriyetleri geleceğin parçası.”

Bu çok doğru bir okuma.

Ama burada kritik soru şu:
Türk sanayicisi bu pazarlara ne kadar hazır?

Çünkü yeni pazar demek sadece satış değil:

Lojistik altyapı

Finansman modeli

Yerel rekabet

Politik risk

Demek.

Dolayısıyla sadece “yönelmek” yetmez, stratejik olarak hazırlanmak gerekir.

****

Devlet Desteği: Artık Bir Talep Değil, Zorunluluk

Yazının en kritik kırılma noktası burası.

Başkan Kutlualp açık konuşuyor:

“Bu küresel fırtınada tek başımıza kürek çekemeyiz.”

Ve talepler çok açık:

Uygun maliyetli kredi

Enerji maliyetlerinde destek

Öngörülebilir kur politikası

Şimdi burada açık konuşalım.

Türkiye’de sanayici bugüne kadar birçok yükü sırtladı. Ama geldiğimiz noktada mesele bireysel dayanıklılığı aştı.

Bu artık sistem meselesi.

Eğer üretici desteklenmezse:

Üretim yavaşlar

İhracat düşer

İstihdam zarar görür

Ve bu domino etkisi yaratır.

Velhasıl…

“Can Suyu” Gecikirse Bedeli Ağır Olur

DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp’ın şu cümlesi yazının özeti aslında:

“Üreticiye bugün verilecek her can suyu, yarın ülkenin istihdamına ve ihracatına misliyle geri döner.”

Bu sadece bir temenni değil, ekonomik gerçek.

Benim net kanaatim şu:

Türkiye kritik bir eşikte…
Ama bu eşik, aynı zamanda bir fırsatın da kapısı.

Ya üretimi destekleyerek bu süreci güçlenerek yöneteceğiz…
Ya da maliyet baskılarının sanayi üzerinde oluşturduğu yükü daha fazla hissedeceğiz.

Burada önemli bir gerçeğin altını çizmek gerekiyor:
Türkiye büyük ve güçlü bir devlettir.

Bugüne kadar birçok alanda olduğu gibi, ekonomide ve üretimde yaşanan sıkıntıları da gördüğüne ve gerekli adımları atacağına inanıyorum.
Sanayiciye verilecek “can suyu” desteğinin gecikmeyeceğini, aksine doğru zamanda ve doğru araçlarla devreye alınacağını düşünüyorum.

Bu noktada ayrıca şunu da ifade etmek gerekir:
Devletin, DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp’ın bu önemli çağrısına duyarsız kalmayarak gerekli adımları atacağına olan inancım tamdır.

Çünkü biliyoruz ki…
Devlet, üretimin nabzını tutar.
Sanayicinin yükünü görür.
Ve gerektiğinde o yükü hafifletecek adımları atmaktan geri durmaz.

Nitekim geçmişte olduğu gibi, bugün de:
Üretimi ayakta tutacak desteklerin sağlanacağına dair güçlü bir beklenti var.

Ve unutmayalım…

Sanayi durursa, ekonomi nefes alamaz.

Ama Türkiye’nin refleksi güçlüdür.
Zor zamanlarda birlikte hareket etme kabiliyeti yüksektir.

Şimdi karar zamanı…
Ama aynı zamanda dayanışma zamanı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu