Nilüfer’de Güven Sınavı

Algıdan hizmete, tartışmadan kurumsal güvene uzanan yeni bir dönem mümkün mü?
Nilüfer, Bursa’nın en dikkat çeken ilçelerinden biri. Ancak son yıllarda ilçenin adı yalnızca yaşam kalitesi, kültür-sanat faaliyetleri ya da kentleşme başarısıyla değil; rant, rüşvet ve imar usulsüzlüğü iddialarıyla da anılır hale geldi.
Geçmiş dönem belediye başkanları Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem dönemlerine ilişkin ortaya atılan iddialar, Nilüfer’in kamuoyundaki algısını olumsuz etkiledi. Elbette burada kesin hüküm vermek kimsenin görevi değil. Varsa bir suç, karar mercii yargıdır. Nitekim konu yargı sürecindedir ve ilgili kişiler hakkında hukuki işlemler devam etmektedir. Bu nedenle suçlu ya da suçsuz ayrımını yapacak olan da yine bağımsız mahkemelerdir.
Ancak şu da bilinen bir gerçek: Nilüfer’in sürekli bu tür iddialarla gündeme gelmesi hem ilçeye hem Bursa’ya zarar veriyor. Çünkü Nilüfer, sadece siyasi tartışmalarla değil; planlı kentleşmesi, sosyal yaşamı, kültürel birikimi ve yurttaşlık bilinciyle konuşulması gereken bir ilçe.

Biz de Nilüfer Belediyesi’nin ikinci yıl değerlendirme toplantısına katıldık. Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in sunumu ve açıklamaları, yeni dönemin hangi anlayışla yürütülmek istendiğini görmek açısından önemliydi.
Şunu baştan söylemek gerekir: Şadi Özdemir’in görevde bulunduğu iki yıllık süreçte, kamuoyunda önceki dönemlere benzer şekilde rant, rüşvet ya da imar usulsüzlüğü iddialarıyla anıldığını duymadım. Umarım bu çizgi korunur ve Nilüfer’in üzerine yapışan olumsuz algı yerini şeffaf, kurallı ve güven veren belediyecilik anlayışına bırakır.
Toplantıda Başkan Şadi Özdemir’in en fazla üzerinde durduğu konu, Nilüfer’de yalnızca bina, yol ya da tesis yapmanın yeterli olmadığıydı. Ona göre asıl mesele, yurttaşın kendisini bu kente ait hissetmesi.

Başkan Özdemir, konuşmasında bu yaklaşımı şu sözlerle anlattı:
“Vatandaşımızın kendini bu kente ait hissetmesi, herkesin sesinin yansıdığı, hepimizin olduğu bir Nilüfer için çalışıyoruz.”
Bu cümle aslında toplantının ana fikrini özetliyordu: Nilüfer’de aidiyet duygusunu güçlendirmek.
Belediye yönetiminin iki yıllık değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de ortak akıl vurgusuydu. Başkan Özdemir, akademik odalar, sivil toplum kuruluşları, kent konseyi ve mahalle komiteleriyle birlikte hareket ettiklerini söyledi.
Özellikle mahalle komitelerine yapılan vurgu dikkat çekiciydi. Özdemir, bir mahallede yapılacak işlerde o mahallenin görüşünü önemsediklerini belirterek, “Mahalle komitemiz onay vermiyorsa o işi yapmıyoruz” dedi.
Bu anlayış, doğru uygulanırsa yerel demokrasiyi güçlendiren bir yöntem olabilir. Çünkü belediyecilik yalnızca karar almak değil, o kararın muhatabı olan yurttaşı da sürece katabilmektir.

Toplantıda üzerinde durulan bir diğer önemli konu ise belediyenin mali yapısıydı. Başkan Özdemir, göreve geldiklerinde ödeme dengelerinde sorunlar bulunduğunu, faturaların yaklaşık bir yıl sonra ödenebildiğini ifade etti. Bugün ise ortalama ödeme süresinin yaklaşık üç aya indirildiğini söyledi.
Bu, teknik gibi görünen ama belediye yönetimi açısından önemli bir başlık. Çünkü mali disiplin olmadan kalıcı hizmet üretmek kolay değildir. Başkan Özdemir’in ifadesiyle belediye, artık “sürdürülebilir bir pozisyona” gelmiş durumda.
Elbette bu noktada yurttaşın beklentisi de açıktır: Mali yapı güçlenirken hizmetin de 64 mahalleye adil biçimde yayılması.
Başkan Şadi Özdemir’in dikkat çeken sözlerinden biri de şuydu:
“Paramız Nilüfer halkınındır.”
Bu söz, belediye bütçesine bakış açısından önemli. Çünkü yerel yönetimlerde en temel meselelerden biri, kamu kaynağının nasıl kullanıldığıdır. Özdemir, kaynakların adil biçimde harcanması gerektiğini vurgularken, “kişiye değil, kurallara göre belediyecilik” anlayışını benimsediklerini söyledi.
Bence Nilüfer’in bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur: Kişilere, ilişkilere, dönemsel tercihlere göre değil; kurala, denetime ve kamu yararına dayalı bir belediyecilik.
Toplantıda personel memnuniyeti de gündeme geldi. Belediyede yapılan ankete 2 bin 572 çalışanın katıldığı ve son altı yılın en yüksek çalışan memnuniyetinin bu dönemde elde edildiği açıklandı. Bu da kurum içi işleyiş açısından olumlu bir veri olarak sunuldu.
Çünkü belediyenin hizmet kalitesi, yalnızca başkanın vizyonuyla değil; çalışanların motivasyonu, kurumsal düzeni ve aidiyetiyle de ilgilidir.
Sosyal belediyecilik başlığında ise kadınlar, çocuklar, gençler, dezavantajlı gruplar, çevre ve tarım alanlarının korunması öne çıktı. Başkan Özdemir, daha adil, daha eşit ve daha dayanışmacı bir Nilüfer hedeflediklerini belirtti.

Velhasıl…
Özetle iki yıllık dönemde verilen mesaj şuydu:
Mali disiplini sağlamak, karar süreçlerine yurttaşı katmak, sosyal dayanışmayı artırmak ve Nilüfer’de güven duygusunu büyütmek.
Bundan sonrası ise sözlerin sahadaki karşılığıyla ölçülecek. Nilüfer halkı, yalnızca iyi niyetli açıklamalar değil; somut, denetlenebilir ve eşit hizmet görmek isteyecektir.
Şadi Özdemir açısından en önemli sınavlardan biri de bence şudur: Nilüfer’i geçmiş dönem tartışmalarının gölgesinden çıkarıp, temiz yönetim, kurallı belediyecilik ve güçlü kent kimliğiyle yeniden öne çıkarmak.
Nilüfer’in buna ihtiyacı var. Bursa’nın da buna ihtiyacı var.
Çünkü Nilüfer, tartışmalarla değil; güven veren yönetim anlayışıyla, adil hizmetle ve kentlilik bilinciyle anılmayı hak ediyor.




